“Lady Chatterley'nin aşığı”nı, önce Akşit Göktürk’ün çevirisiyle okumaya başladım, ancak kitabın yarısına gelmeme rağmen, o dönemde kitaba yönelik “erotik,-pornografik” suçlamaları içeren tek bir satır bile görmeyince bu işte bir gariplik olduğunu sezdim. 

Kitabın devamını Meram Arvas’ın “sansürsüz” çevirisiyle okumaya başlayınca, Göktürk’ün çevirisini, cümleleri “kırk tas su döküp, kırklayarak” ve “abdest aldırarak” yaptığını görünce kendimi kandırılmış hissettim. 

Ama geri dönüp romanı baştan okumayı da gözüm yemedi!!! 



Neyse kitaba gelelim… “Oğullar ve sevgililer” e göre daha kolay okunuyor. 

Tamam o dönem için oldukça cüretkar bir roman ama erotik-pornografik kitap sınıfına sokulması da oldukça zorlama. 

Dönemin sınıf çatışmalarını-çelişkilerini anlatmaya çalışırken, cinsellik ögesinin kullanılmış olması –ki beni hiç rahatsız etmedi- eseri değersizleştirmez. Zaten kitaba yönelik linç ve tepkiler sınıfsal ya da sınıf çatışmasıyla direkt alakalı!!! 

Zira; düzen fakir, düzülen aristokrat-zengin olmasaydı (Ki İngiliz edebiyatı başta olmak üzere o dönem dünya edebiyatında bunun örnekleri çok) bu kadar tepki çekmez ve yasaklanmazdı. 



Zaten dönemin egemen güçleri olan aristokratların yasağı 1960’a kadar sürmüş… 

Bitirmeden küçük bir bilgi vereyim: Nobel ödüllü İngiliz kadın yazar Doris Lessing’ten öğrendiğimize göre, D. H. Lawrence, Lady Chatterley'yi yazdığı yıllarda iktidarsızmış ve karısı Frieda onu herkesin gözü önünde bir “İtalyan aygırı” ile aldatmakla kalmaz, ciddi nefomanyaklık örnekleri verirmiş. (Lawrence, belki de bu yüzden “aldatılan” Clifford’un duygularını, acılarını, açmazlarını bu kadar iyi ifade ediyor.) 
Bu ilginç çiftin fotosunu da buldum sizin için… :)))