Yaz aylarının gelmesiyle birlikte Türkiye’nin gözde tatil beldeleri dolup taşıyor. Pırıl pırıl deniz, masmavi gökyüzü ve eşsiz doğa manzaraları… Ancak bu güzelliklerin ardında, giderek büyüyen bir kabus var: Trafik.
Bu yaz Bodrum’un sokaklarında geçirdiğim zaman, ardından Fethiye’nin o meşhur koylarına ulaşma çabam, tatil konseptini yeniden sorgulamama neden oldu. Kış aylarında yerli nüfusun rahatça kullandığı yollar, ne yazık ki yazın gelen misafirleri çileden çıkaracak seviyeye ulaşıyor. Özellikle Fethiye’den Ölüdeniz’e inmek, sabır ve sinir savaşına dönüşüyor. Kilometrelerce uzayan araç kuyruğunda ilerlemeye çalışırken, insanın aklına tek bir soru geliyor: “Bu yola neden çıktım?”
Tatil, dinlenmek ve stresten uzaklaşmak demektir. Ama trafikte geçen saatler, insanı tatilinin ilk gününden yorgun düşürüyor. Dar yollar, yetersiz otoparklar ve altyapının artan nüfusa ayak uyduramaması, bu sorunun temel taşlarını oluşturuyor. Oysa çözüm aslında çok basit: Kış aylarında, ortalık sakin ve yol boşken çalışmalar yapılsa, yeni yollar ve alternatif güzergâhlar oluşturulsa, yazın yaşanan bu çile büyük ölçüde azalır.
Yerel yönetimlerin ve ilgili kurumların bu konuyu bir an önce masaya yatırması gerekiyor. Tatil beldeleri sadece yazın değil, yılın her dönemi yaşanabilir ve ulaşımı kolay yerler haline getirilmeli. Unutmayalım ki, tatilcilerin mutluluğu o bölgenin geleceğidir. Trafik sorunu çözülmedikçe, o güzel koylara vardığımızda hissettiğimiz huzur, yerini geç kalmanın verdiği pişmanlığa bırakmaya devam eder.
Umarım bir gün, Fethiye’ye indiğimizde trafik değil, sadece mavinin ve yeşilin tadını çıkarırız. Çünkü tatil, yollarda değil, varacağımız yerde başlamalı.