Yaşadığımız korkunç deprem felaketinin üzerinden 12 gün geçti. AFAD’ın internet sitesindeki son duyuruda yer alan bilgilere göre 16 Şubat günü bittiğinde 11 ildeki toplam vefat sayısı 38 bini aşmıştı. Hepimizin ekranlardan takip ettiği gibi bölgede yürekleri dağlayan çok sayıda trajedi yaşandı. Gözyaşlarımıza hâkim olamadığımız bu manzaralar, bir takım Batı basınında yer alan “Türk Devleti, bu depremin altından tek başına kalkamaz” yollu mesajlara inat milletçe daha fazla tek yürek ve tek bilek

ŞAŞIRTAN SEFERBERLİK

Evet, depremin sebep olduğu fay kırıklarının yeryüzünde görünen bölümleri bölge arazisinde kilometrelerce devam ediyor. Ama bölge şehirlerine sevk edilen yardım tırları ve iş makinalarının oluşturduğu kuyruklar da devletimizin ve milletimizin, hele böyle felaket zamanlarındaki güçlü dayanışma ve birlik olma davranışının göstergesi olarak kilometrelerce uzanıyor.

BİNALARIMIZ SAĞLAM OLMALI

Yaralarımızı kısa sürede saracağımız kesin, ama bu acıları bu şiddette bir daha yaşamamamız için gereken tedbirler artık alınmalı. Çürük bina yapan müteahhitlerin peşine düşelim, ama testi kırılmadan önce yapılması gerekenleri de yapalım. Sadece müteahhitlerin değil, bir binanın yapılmasındaki bütün aşamalarda kimler görev alıyorsa hepsinin görevlerini hakkıyla yerine getirmesini temin edelim.

Bu noktada sözü, memleketi Elbistan’dan ayrılmak zorunda kalan yüreği yanık bir depremzedeye bırakıyorum.

ELBİSTAN

Titredi Şar Dağı boynunu büktü

Herkesin hanesi başına çöktü

Feryatlar, figanlar ciğeri yaktı

Ağlayan anaya döndü Elbistan

Binalar göçük, dışarı ayaz

Örtüldü yağan karla bembeyaz

Gayrı gelmez bu memlekete yaz

Eksi on altıyla dondu Elbistan

Kimisi canının derdine düştü

Haberi duyanlar her yerden koştu

Gözyaşı sel gibi gözlerden taştı

Yıkık viraneye döndü Elbistan

İsmail Hoca’dan, Muhtar Serhat’tan

Kara haber geldi eş ile dosttan

Utanır olduk nefes almaktan

Koca bir kabristana döndü Elbistan

Yükledik göçümüzü elde ne varsa

Yalan oldu ev, bark tapulu arsa

Gayrı yokuz eş dost bizi ararsa

Işıkların bir bir söndü Elbistan

Hırsızlar doluştu sokak, caddene

Görenler sövdüler yedi ceddine

Seni talan etmek kimin haddine

Sahipsiz yurda döndü Elbistan

Ne büyük nimetmiş bir sıcak yemek

Bir dosta “Selamün aleyküm” demek

Bulamaz olmuştuk su ile ekmek

Hepimizin içi yandı Elbistan

Terk ettik sılayı gözyaşı ile

Dönüp arkamıza bakmadık bile

Kalanlar Allah’a emanet ola

Aklımız fikrimiz sende Elbistan

Ceyhan Nehri’ni, Köprübaşı’nı

Göz bebeğin olan Pınarbaşı’nı

Şimdiden özledik toprak, taşını

Ne olur bir gün bize "Dön" de Elbistan

Mehmet Karahan 11.02.2023