Volkan Konak, sahnede kalp krizi geçirip hayatını kaybettiğinde, hepimiz derin bir üzüntü yaşadık. Onun müziği, sözleri birçok insan için anlam taşıyordu
Volkan Konak her yaştan, her kültürden insanın yüreğine dokunan şarkılar ve türküler yaptı.
Volkan Konak’ın sanatı, müziğe kattığı özgünlük ve kültürel mirasa olan katkısı tartışmasız bir değerdi. Karadeniz’in hırçın ruhunu, halkın içtenliğini ve Anadolu’nun duygusunu eserlerinde harmanlamayı başaran Konak’ın müziği, birçok insan için sadece birer şarkı değil; bir yaşam biçimi, bir aidiyet hissiydi.
Ancak ne yazık ki, Volkan Konak’ın vefatının ardından yaşananlar, sanatçının sadece müziğiyle değil, aynı zamanda fikirleriyle de toplumun iki kutbuna yansıdığını gözler önüne serdi. Sosyal medyada ve bazı mecralarda, siyasi ya da dünya görüşü nedeniyle arkasından edilen hakaret ve küfürler, ülkenin geldiği kutuplaşma düzeyini bir kez daha gözler önüne serdi.
Bu durum toplum olarak ne denli ahlâki ve insani bir dejenerasyonun içinde olduğumuzu göstermiyor mu sizce de?
Bir sanatçının ölümünde dahi kavga etmek için o kadar pervasızca sebepler ortaya koyuldu ki, “Pes doğrusu !” dedik.
Adeta “benim gibi düşünmüyorsan düşmanımsın !” dedik…
Oysa ölüm, insanın değil fikirlerin susması gereken bir andır. Fikirler eleştirilebilir ama bir insanın ardından saygısızlık, sadece toplumsal vicdanı değil, kültürel seviyeyi de sorgulatır hale getirir.
Sanatçılar, toplumun aynasıdır. Onları sadece siyasi görüşleriyle değil, bıraktıkları eserlerle anımsamak gerekir. Volkan Konağın ardından yapılması gereken, onun türkülerinde saklı duyguyu, yaşanmışlıkları ve halkla kurduğu bağı yaşatmak olmalı. Çünkü gerçek sanat, siyasi sınırları aşan, zamanın ötesine geçen bir değerdir.
Bu nedenle Volkan Konağı sadece bir sanatçı olarak değil, toplumun belleğinde yer etmiş bir kültür taşıyıcısı olarak hatırlamak; onun arkasından saygı ile konuşmak, sanatın birleştirici gücünü yeniden hatırlamak adına önemli bir adımdır.