Uzun ve zorunlu bayram tatillerini hiç sevemedim. 9 günlük Ramazan bayramı tatili de bunlardan biri oldu… Bizde arkadaşımla beraber İstanbul’dan birkaç günlüğüne kaçmaya karar verdik. Tatil için değil, dinlenmek içindi bu sefer…

Düş yolum bizi Ege’ye götürdü… Ruhum zaten oradaydı, ben sadece peşinden sürüklendim.

Ama haritadaki adıyla değil, kalpteki sesiyle…  Vücudun huzur isteyen bölgesi gibiydi Ayvalık… Cunda… Asos… Ve ben Ege’yi çok sevdiğimi yeniden hatırladım.

Neden mi seviyorum Ege’yi?

Çünkü orası dünyadan bir adım geri, kendimize bir adım daha yakın… Çünkü orada zaman ağır çekimde akar… Sabahları denizle uyanır insan… Geceleri rüzgâr değil de eski bir türkü dolaşır saçlarımızda… Taş evler konuşur, zeytin ağaçları susarak anlatır hikâyelerini… Ege’de su tuzlu, ama insanın içini tatlı bir dinginlikle yıkar… Güneş başka bir sıcaklıkla dokunur orada, yakmaz, okşar… Ve gökyüzü… Maviye özenmiş ressamın tuvali gibi geniş, temiz ve kendinden emin… Belki de bu yüzden her yol, Ege’ye çıkınca biraz daha anlamlı… Ve her dönüş, biraz daha özlem yüklü. Döndüm mü? Döndüm. Ama emin değilim, ruhum hâlâ orada bir balıkçı teknesinde, sabahın sessizliğini dinliyor olabilir.

1 Nisan’da hayat benim için bir kez daha başlıyor

1 Nisan en çok sevdiğim aylardan biridir…

Ne çok şey sığdırırım Nisan’a…

Takvimlerin şaka yapma izni verdiği tek gündür mesela…

Ama biz öyle bir dönemden geçiyoruz ki, gerçek ile şaka arasındaki çizgi çoktan silinmiş gibi.

1 Nisan aynı zamanda baharın habercisi... Soğuklar çekiliyor, doğa uyanıyor, güneş kendini biraz daha cesur gösteriyor. Cam kenarlarında filizlenen çiçekler, sokakta koşan çocukların kahkahası, kuşların telaşlı cıvıltısı… Hepsi “devam et” diyor bize. “Her şey geçer, yeniden başlar” diyor.

Ve 1 Nisan benim için bir başka güzelliği de taşıyor içinde…

Benim doğum günüm. Hayatın şaka mı gerçek mi olduğuna karar veremediğimiz günlerden geçerken, ben yeni yaşıma adım atıyorum. Belki dünya eskisi gibi değil, belki içimizde bazı şeyler eskisi gibi coşmuyor, ama yine de bir yaş daha almanın, hâlâ burada olmanın, sevdiklerimi yanımda hissedebilmenin kıymetini biliyorum. Benim için çok özel olan bu günde; arayan, mesaj gönderen, kalbinden güzel dilekler geçiren herkese yürekten teşekkür ederim. Sözle, sessizce, bir emojiyle, bir bakışla bile olsa varlığını hissettiren herkese… Doğum gününü kutlamak bazen sadece bir gün değil; insanın hayatına dokunanların sessizce omuz verdiği bir hatırlama anı oluyor. Ve bu an, beni güçlü hissettiriyor. Bu yüzden olsa gerek benim için çok özeldir doğum günleri… Yeni yaşımda dileğim; sadeleşmek, huzurlu olmak, daha çok gülmek, daha çok yer görmek, daha az yorulmak. İçimi ısıtan insanlarla, anlamlı anlarla, tatlı tesadüflerle dolu bir yıl olsun. İyi ki doğmuşum… İyi ki varsınız.