Medine-i münevveredeki Mescid-i nebevî örneğinden hareketle İslam devletlerinde, özellikle devlet başkanları ve aileleri ile devlet adamları tarafından külliye inşa ettirmek bir gelenek hâlini almıştı.

Ülkeye ve topluma faydalı hayır kurumları kazandırmak maksadıyla yaptırılan külliyeler, inşa edildikleri yere uygun olarak insanların dinî ve dünyevî birçok ihtiyacını karşılayacak çeşitli sosyal tesisleri barındırmaktaydı. Cami, türbe, mektep, medrese, kütüphane, tabhane, imaret (yemekhane, mutfak, kiler, fırın), dârüşşifâ, han, çarşı, dükkânlar, hamam, sebil, çeşme, muvakkithane, evler, odalar, ahır ve hazire (defin alanı) gibi daha birçok yapının hepsini veya bir kısmını bünyesinde bulunduran külliyeler sayesinde şehirler gelişmiş, çevresindeki ticarî ve sosyal hayat canlanmıştır.

Emevîler ve Abbâsîlerin ardından Selçuklular ve Osmanlılar da külliye inşa etme geleneğini geliştirerek devam ettirmişlerdir. Osmanlılar bu işi o kadar ileriye götürmüşlerdir ki külliye inşasını köylere kadar yaygınlaştırmışlardır. Sultan IV. Murad’ın Bağdat Seferi’ne giderken geçip beğendiği Harput’un Mollakendi köyüne yaptırdığı külliye bunlardan sadece biridir. Burada belirtmemiz lazım gelen mühim bir husus, bu külliyeleri yaptıranların harcamaların tamamını kendi ceplerinden karşılamış olmalarıdır.

Bursa’nın Orhan Gazi tarafından 1326 yılında fethedilip Osmanlı Devleti’nin payitahtı yapılmasından itibaren İstanbul’un fethine kadar bütün padişahlar bu şehre birer külliye yaptırmışlardır. Bunlar sırasıyla Orhangazi Külliyesi, Hüdavendigâr (I. Murad) Külliyesi, Yıldırım (I. Bayezid) Külliyesi, Yeşil Cami (I. Mehmed) Külliyesi ve Murâdiye (II. Murad) Külliyesi olup tamamı 2014 yılında Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütünce (UNESCO) Dünya Mirası Listesi'ne dâhil edilmiştir.

ZAMANDA YOLCULUK: MURÂDİYE KÜLLİYESİ

Bu yazımda Bursa’da yapılan beşinci ve son padişah külliyesi olan Murâdiye Külliyesi’ni ele alacağım. Manisa’da XVI. yüzyıl sonlarında Kanûnî’nin torunu Sultan III. Murad Han tarafından yaptırılan aynı isimdeki külliyeden ayırmak için başlığı Bursa Murâdiye Külliyesi koydum.

Altıncı Osmanlı padişahı ve Fatih’in babası olan Sultan II. Murad Han’ın Bursa’nın Muradiye semtinde yaptırdığı bu muazzam eser, tabhaneleriyle birlikte iki minareli bir cami, medrese, imaret, hamam, çeşme ve hazireden meydana gelir. Padişaha ait türbenin yanı sıra daha sonraki 125 yıl içinde yapılan 12 adet türbe ve sıbyan mektebi ile birlikte önceki yazımda da bahsettiğim gibi asırlar öncesinin hatıra ve havasını bu kadar canlı tutup koruyan dünya üzerinde başka bir mekân bulmak çok zordur.

Külliyenin ana binasını teşkil eden cami, beş gözlü son cemaat yeri, arka arkaya iki büyük kubbeli harim kısmı ve iki yanda birer kubbeli tabhaneye sahiptir. Medrese bugün Bursa Büyükşehir Belediyesi bünyesinde Murâdiye Kur’an ve El Yazmaları Müzesi olarak hizmet vermektedir. İmaret Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarılmış olup günümüzde geleneksel yemek kültürünün mühim bir mekânı olarak özel bir kuruluş tarafından işletilmektedir. Aslında külliyenin bir parçası olduğu hâlde bugün aradaki caddenin karşısında kalmış olan hamam, Osmangazi Belediyesi tarafından restore ettirilerek 2008 yılında Engelli Kişisel Gelişim Merkezi olarak faaliyete geçirilmiştir.

VE TÜRBELER

Sultan II. Murad Han’ın 1443’te 18 yaşında vefat eden oğlu Şehzade Alâeddin Ali’nin türbesine bitişik olarak yapılan büyük türbede padişah tek başına yatar. Şehzade Alâeddin Türbesi’nde şehzadenin yanı sıra kardeşleri Şehzade Ahmed ve Orhan ile kız kardeşi Şehzade Selçuk Sultan’ın kabirleri vardır.

Hüma Hatun veya Hatuniye Türbesi’ni Fatih, şehzadeliği sırasında vefat eden annesi için 1449 yılında yaptırmıştır. İçerisinde Hüma Hatun’un yanı sıra kime ait olduğu bilinmeyen başka bir kabir daha vardır.

Ebe Hatun Türbesi etrafı açık bir türbe olup Fatih’in ebesi olan hanım yatmaktadır.

Şehzade Mustafa ve Cem Sultan Türbesi, Fatih’in 1474 yılında 23 yaşındayken vefat eden oğlu Şehzade Mustafa için yaptırılmıştır. Daha sonra 1495 yılında Napoli’de 35 yaşında vefat eden Cem Sultan’ın naaşı getirilerek buraya ağabeyinin yanına defnedilmiştir. Türbedeki diğer iki mezar II. Bayezid Han’ın oğulları Şehzade Abdullah ve Âlemşah’a aittir.

Murâdiye Külliyesi’ndeki diğer türbeleri anlatmaya müteakip yazımda devam edeceğim.