Hiç niyetim olmadığı halde evden çıkmak zorundaydım. Bebek adımlarıyla merdivenleri indim. İnsan uzun süre evden çıkmayınca bebek gibi emeklemek ister. Dünya ise emekleyenler için dev gibi.
Mahallenin kaldırımları evden çıkmayalı değişmiş, yeniden döşenmiş. Hızlı adımlar çoğalmış. Tökezlersem üstüme basmalarından korkuyorum. Yaşlılar yavaş yürür diye düşünüp onlara yanaşıyorum. Nasılsa kimse yaşlılara çarpmak istemez. Bir karı kocanın peşindeyim yaşları 75 üstü besbelli. Fırında duruyorlar. Fırından mutluluk kokusu yayılıyor buram buram. Elli küsür yıldır süren mutlu bir evliliğin evdeki kokusu olsa o taze ekmek kokusudur bence.
Yaşlı çift birçok çeşidin arasından ne çavdarlı ne kepekli ne de tuzsuz ekmeği seçiyor. Dümdüz beyaz ekmek siparişi veriyorlar. Ölmekten korkmadıklarından değil. Ağızlarının tatları bozulmasın diye. Ben de yemeyeceğin halde aynı ekmekten sipariş veriyorum.

Kalabalıktan korkuyorum ya, bu macera gidebildiği kadar sonuna gitmeli. Eve kadar çifti takip etmeye karar veriyorum güvenliğim için. Markete uğramaya karar veriyorlar. Alışverişleri o kadar uzun sürüyor ki neyi beklediğimi bile unutuyorum. Onlarca dakika sonra marketten ellerinde kendilerinden büyük poşetlerle çıkıyorlar. Belli ki hesapsız alışveriş yapmışlar. Belki de ucuzluk vardı markette. Yaşını almışlar ucuzluğa karşı koyamaz sepeti o yüzden bu kadar doldurmuşlardır diye düşünüyorum. Yoksa pazar arabaları olmadan yola çıkmazlardı.
İşin sonunda yükleri kendinden ağır iki kişinin yalpalayarak yürümesini izlemek zorundayım. Dere tepe düz gittik. Kendi yoluma gitmem lazım artık yaşlılarla işim bitti diye düşünürken kadının elindeki torba patladı. Sağıma solum bakıp bir kurtarıcı aradım. Yardım etmeye ne mecalim vardı ne niyetim. Yokuş aşağı bir sokakta yaşanıyordu aksi gibi her şey. Yaşlı çift yün yumağıyla oynayan kediler gibi sağa sola pençe atıp kurtarabildiklerinin peşinden gidiyordu. Bir yol arkadaşlığımız vardı sonuçta yardım etmeliydim istemesem bile.
Yokuşun dibine indim. Aşağı düşen her şeyi bir kaleci gibi tutmaya çalıştım. Bir süre sonra yaşlı adam gençlik refleksiyle şutlarımı karşılamaya başladı. Havada uçuşan meyveler, sebzeler iyiydi de keşke domatesleri karşılayabilseydi. Attığım domatesler yaşlı kadının yüzünde patladı. Amcayla kahkahalara boğulduk. Kirpiklerinde domates parçaları teyze eline patates, patlıcan ne geçerse bize atmaya başladı. Anne terliği her zaman yerini bulur. Amcayla ben de bundan nasibimizi isabetlice aldık.
Günün sonunda dışarı çıkmayan ben iyi ki bugün çıkmışım dedim.