Rüzgârın sessizliği Rüzgâr bir şeyler söylüyordu. Ama kimse kendi gürültüsünden onu duymuyordu. Küstü! Konuşmadan esmeye devam etti!

Sudan çıkmış balık

Kucağımda bir balık öldü!

Sıfır numara

Fakir çocuklar saçları uzun çocuklara özenir.

Çünkü onlar zengindir ve bitlenmezler.

Kendine güven

Hacı baba kemeri olduğu halde pantolonunu çekiştirip durur.

Çünkü hiçbir şeye güveni yoktur.

Kaçma lüksü

Kaçamayacak kadar fakirdi!

Ölüler konuşursa

Mumyalar konuşursa korkarım.

Mumya katilinin evindeyse daha çok korkarım.

Kedi Eti Yedi

Dürttü ses yok,

Miyavladı ses yok,

Mama kabını devirdi ses yok,

Kedi sonunda eti yedi.

Kokusundan bulanlar sahibinin yarısıyla karşılaştı.

Kıyıya Vuruş

Balık ailesinin en küçüğü suda sıkıldığı için mızmızlanıyordu

Baba balık bir pazar sürpriz yaptı hepsine

Ailece el ele tutuşup kıyıya çıktılar!

Vasiyet

Sahafları gezmeyi, eski kitap kokusunu çok severdi.

Günün birinde çok eski bir kitap buldu.

İçinden çıkan vasiyette “bu sahafa çok iyi bakın” yazıyordu.

Baktı, ortada sahaf falan yoktu.

Dişi örümcek

Orman bir anda yok oldu,

O da ağını fabrika bacasına ördü.

Dikiş makinesi

Çakır çakır çakır

Tıkır tıkır tıkır

Mıkır mıkır mıkır

Dokudu yine fakir fakir fakir.

Gaz lambası

Toplardı etrafına elektrik kesilince evlatlarını

Kelebeği, ateş böceğini, peygamber devesini

Hepsi çocukları olmuştu gaz lambasının hikayeler dinleyen.

Karıncanın intikamı

Hep ezilmekten bıkmıştı

İntikam duygusuyla rastgele cinayete çıktı

Çoluk çocuk mühendis işçi demeden o da insanları ezdi!

Şarap sineği

Bir sinek intihar etmek istedi

Kısacık yaşamına bile tahammül edemedi

En mutlu ölümü ise şarap kadehinde buldu.

Düşmek istemeyen yağmur tanesi

Bulutunda mutluydu yağmur tanesi

Bir gün düşmesi gerektiğini söylediler

Nereye dedi dünyaya dediler

Anne karnına geri döndü.

Akmayan nehir

Bir balık nehre küstü

İnsana verilmişti

Nehir artık akmayacaktı kimseyi vermemek için.

Şefkat isteyen diken

Okşanmayı çok severdi

İlk cesaret edene eldiven hediye edecekti.

Mezardaki tebessüm

Bir mayıs sabahı

Babama gittim

Mezar taşından bana gülümsedi.

Çocuklar oyun oynar evlenmez

Parmağına girmek üzere olduğu küçük kızın gözyaşları üstüne düşüyordu

Kendini küçük parmaklardan yere attı

Onu zorla evlendirenlerde din iman yoktu ama Allahtan batıl inançları vardı.

Hapishane kuşu

Kafeste hapis hayatı yaşıyordu

Bir mahkûm onu koğuşuna aldı

Böylece ikinci kez müebbette mahkûm oldu.

Açmayan çiçek

Ona bol bol su verdiler

Kırık yumurtaları toprağına diktiler

Besledikçe beslediler ama o inat etti

Zalim bir dünyaya gelmeyecekti.