İstanbul’un en uzun hattı olan seferin otobüsü, sabahın köründe duraktan yolcularını almak için yanaştı. Tuzla’daki ilk durağın gedikli yolcusu Yusuf Amca, elinde tekerlekli pazar çantasıyla otobüse bindi. Her sabah olduğu gibi şoförle “cümleten hayırlı yolculuklar” esprisini yaptılar karşılıklı.

Yaş itibariyle ücretsiz yolcu kategorisine giren Yusuf Amca, bilhassa kış aylarında tüm gün boyunca Tuzla-Zeytinburnu arasında gidip gelmesi ile hem yolcular hem de şoförler arasında tanınırdı. Her zaman yaptığı gibi orta kapıya yakın koltuğuna kurularak birbirine karışmış beyaz saç ve sakallarını eliyle düzeltmeye başladı ocağın o gününde de.

Tek seferinde saatler süren şehir içi otobüsün yolculuğu sabah dörtte başlar, gece on ikiye doğru biterdi; Yusuf Amca’nınki de öyle… Kahramanımız, günde birkaç kez Tuzla-Zeytinburnu arasında gidip-gelir, ilk ve son seferleri uyuklayarak geçirirdi. Yaşlılıktan çökmüş avurtlarının daha bir ortaya çıkardığı pörtlek gözleriyle, artık ezber ettiği yolculara “bakışlı” yoklama çekerdi. Gelmeyen olunca da mutlaka ertesi gün hesabı sorulurdu.

Güne giden teyzelerle mesai

Mesaiye gidenlerin otobüsteki kalabalığı hafifledi mi Yusuf Amca’nın en sevdiği “güne giden teyzeler” saati başlardı. O saatten sonra, yolcuların ağırlıklı kısmını oluşturan kadınlar arasında Yusuf’a ikram yarışı başlardı. Ama o, en çok Sevim Hanım’ın yaptığı yiyecekleri severdi. Daimî yolcu olunca Yusuf Amca’nın akbil basan kadınların çocuklarına bakıcılık yapması, okula giden gençlerin ağır sırt çantalarını sahiplenmesi, durakları karıştıranlara yardımcı olması, yüksek sesle konuşanları uyarması ve şoförlerin dertlerini dinlemesi gelenek halini almıştı.

O gün dışarıda dondurucu bir soğuk vardı. Kar yüzünden, İstanbul adeta bembeyaz bir tablo üzerinde oynaşan koyu renkli lekelerden ibaret görünüyordu. Yusuf Amca arkasında oturan kadınların gündelik konuşmaları arasından nedense, “Bugün tarihteki en soğuk gün olacakmış, akşam televizyondan duydum” cümlesini duymayı seçti.

Sararmış dişlerinin arasından belli belirsiz mırıldandı:

“Bugün en soğuk gün olacakmış…”

“Efendim?” dedi yayında oturan genç adam. Bir gülümsemeyle cevap verdi Yusuf Amca çocuğa.

Whatsapp Image 2026 09 17 At 19.18.19

Yolun sonu

Her zaman neşeli haliyle tanınırken ilk kez bu kadar durgun görünüyordu. Konuşmak yerine pencere camından, gözleriyle, otobüsün yanından geçtiği ağaçları, durakları, insanları, binaları, hayvanları takip ediyordu. Uyuyup uyanıyor, kalabalık ve havasızlıktan bunalanlara camları katiyen açtırmıyordu. Neşeli adamın yerini huysuz bir ihtiyar almıştı.

Gece olup son otobüs durağa yaklaştığında “Son durak! Yolun sonuna geldik Yusuf Amca” diye bağırdı Şoför Bilal her zamanki gevrek tavrıyla. Yaşlı gövdesini zorlukla kaldırarak, isteksizce, kırmızı pazar çantasını çeke çeke indi otobüsten Yusuf Amca.

***

İki gün sonra kar diz boyunu geçmiş, şehirde hayat durmasın diye belediyenin ana alterleri açma çalışmaları çoktan başlamıştı. Tuzla İETT hareket amiri, şoförlerin sabah buluştuğu barakaya girdi, taze demlenen çay kokusunu yararak sandalyesine kuruldu.

“Ver bir çay, sağlam olsun” dedi çay ocağının başındaki adama.

“Hayırdır abi?” dedi çaycı, “Dertlisin galiba bugün, koyu çay falan!”

“Sorma Mehmet. Dün bizim hattın gediklisi Yusuf Amca’nın cesedini bulmuşlar donmuş halde.”

“Ne diyorsun?” diye bağırdı barakadaki herkes aynı anda. “Vah vah, hava çok soğuktu. Dışarıda mı kalmış uzunca?” dedi şoförlerden biri.

İETT hareket amiri iç çekerek cevapladı;

“Yusuf Amca meğer evsizmiş. Bizim hat da en uzunu ya. O yüzden bütün gün gidip-gelirmiş bizim otobüsle. Hem insanlarla iki sohbet edip yalnızlığını gidermek hem de kışın soğuğundan korunmak, ısınmak için binermiş. İki gündür dondurucu soğuk olunca dayanamamış yaşlı bedeni.”

Barakadaki herkes hüzünle ellerindeki çayı son kez Yusuf Amca için kaldırdı. “Güle güle Yusuf Amca. Yine de umarız gittiğin yer çok sıcak değildir!”