Aynı tarihte üç festival… Peki gastronomi gazetecisi ne yapsın? İkiye mi bölünsün, dörde mi?
Türkiye’nin gastronomi takvimine bakıyorum, insanın aklına tek bir soru geliyor:
Biz gastronomi ülkesi miyiz, yoksa gastronomi festivallerini aynı tarihe sıkıştırma ülkesi mi?
9-10-11 Ekim 2026’da Edremit’te FestOlive var. Aynı tarihlerde Adana Lezzet Festivali var. Gaziantep’in gastronomi etkinlikleri yine aynı döneme denk geliyor.
Ben bir gastronomi gazetecisi olarak hepsini takip etmek istiyorum.
Ama kusura bakmayın…
Aynı anda Edremit’te, Adana’da, Gaziantep’te olmam mümkün değil dostlar..
Bir yere gitsem diğer üçü kaçıyor.
Bu yalnızca gazetecinin problemi değil.
Bu; şefin, üreticinin, sponsorun, sektör temsilcisinin, turizm profesyonelinin ve ziyaretçinin de problemi.
Çünkü herkes aynı anda aynı birkaç güne yükleniyor.
Sonuç?
Görünürlük bölünüyor.
Medya bölünüyor.
Ziyaretçi bölünüyor.
Sponsor bölünüyor.
Ve en önemlisi, Türkiye’nin gastronomi hikâyesi bölünüyor.
Oysa mesele şehirlerin festivallerini yapmak değil.
Elbette Edremit kendi zeytinyağını anlatacak.
Adana kendi mutfağını dünyaya gösterecek.
Gaziantep kendi gastronomi mirasını anlatacak.
Bunların hepsi çok değerli.
Ama Türkiye’nin gastronomisi sadece bir şehrin meselesi değil.
Bu ülkenin ortak turizm değeridir.
İşte tam burada Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ciddi bir çağrı yapmak gerekiyor.
Artık Türkiye’nin gastronomi festivalleri için ulusal bir koordinasyon ve resmi festival takvimi oluşturulmalı.
Şehirler festivallerini elbette yapmalı.
Ama herkes aynı hafta sonuna yığılmamalı.
Bakanlık, belediyeler, valilikler, kalkınma ajansları, sektör temsilcileri ve gastronomi paydaşları bir araya gelerek Türkiye Gastronomi Festivalleri Takvimi oluşturmalı.
Ocak’tan Aralık’a…
Türkiye’nin dört bir yanındaki gastronomi etkinlikleri dengeli biçimde dağıtılmalı.
Bir hafta Adana…
Sonraki hafta Edremit…
Ardından Gaziantep…
Sonra başka bir şehir…
Böylece gastronomi turizmi 3-4 güne değil, 12 aya yayılmalı.
Çünkü Türkiye’nin lezzeti üç güne sığmaz!
Türkiye’nin gastronomik zenginliği birkaç festival tarihine sıkıştırılamaz.
Bugün aynı tarihte dört önemli etkinlik varsa burada artık sadece “takvim çakışması” demek yetmez.
Burada koordinasyon ihtiyacını konuşmanın zamanı gelmiştir.
Kimse yanlış anlamasın.
Bu yazı herhangi bir festivale karşı değil.
Tam tersine…
Festivallerin daha güçlü olması için.
Daha fazla gazetecinin gitmesi için.
Daha fazla yabancı konuğun gelmesi için.
Daha fazla şefin katılması için.
Daha fazla üreticinin görünür olması için.
Daha fazla otelin dolması, restoranın kazanması, esnafın hareketlenmesi için.
Kısacası gastronomi turizminin kazanması için.
Artık “Benim festivalim hangi tarihte?” sorusundan çıkıp,
“Türkiye’nin gastronomi takviminde bu festival nereye oturuyor?”
sorusunu sormamız gerekiyor.
Çünkü mesele artık sadece bir festival düzenlemek değil.
Türkiye’nin gastronomi markasını yönetmek.
Ve bunun için de biraz daha planlama, biraz daha koordinasyon, biraz daha akıl gerekiyor.
Sayın Bakanlık…
Gastronomi festivallerini birbirleriyle yarıştırmayın.
Aynı tarihe sıkıştırmak yerine Türkiye’nin dört bir yanını yıl boyunca gastronomi destinasyonuna dönüştürün.
Aynı hafta sonu dört şehirde kalabalık yaratmak yerine,
12 ay boyunca dört mevsim gastronomi hareketliliği yaratın.
Çünkü Türkiye’nin lezzeti çok.
Üreticisi çok.
Şefi çok.
Hikâyesi çok.
Şehri çok.
Ama takvimimiz nedense hâlâ çok dar!
Artık bu işe birilerinin el atmasının zamanı geldi.
Gastronomi Bakanlığı kurulmasını beklemiyoruz.
Ama hiç olmazsa gastronomi takvimini Bakanlık koordine etsin.
Çünkü aynı anda üç yerde olmak mümkün değil.
Ama üç şehri dört farklı tarihte buluşturmak mümkün.