İnsanlığın bana göre en önemli unsurlarından bir iki tanesi ‘yalan söylememek ve verdiğin sözde durmak.’ Hani derler ya. Edep ya hu! Dürüstlük varken neden yalan söylenir ve söz veriyorsak neden tutmayız anlamıyorum.
Sanırım benim en büyük korkularımdan biri “yalan” diğeri de verilen “sözün tutulmaması.” Ama gel gör ki arkadaş insanoğlu hep mi korkulan yerden sınanır?
Ben hep aynı yerden sınanırım. Hani diyorlar ya ne düşünürsen o gelir başına.
Çocukluğumdan beri soru sormayı çok severim.
Bu ne?
Neden? Niye? Niçin?
Merakımdan mı yoksa gerçekten neyi neden yapıyoruz sualinin gerçek cevabını idrak etmeyi bu yaşıma geldim hala bulamadım.
Aslında çok basittir.
“Söz verirsen tutarsın arkadaş” sizi alı koyan ne ki verilen sözleri tutamıyorsunuz?
Doğru söylemek varken neden yalan söyleriz?
Bak yine kafamda deli sorular.
Sözünde durmak önemli bir huydur. Bu hususta birçok atasözü vardır.
“Hayvan yularından, insan sözünden tutulur.”
“Er olan sözünde durur.”
“Allah bir, söz bir.”
“Söz namustur.”
“Söz verme, verdinse dönme!”
“Söz ağızdan çıkar.”
Sözünün eri ol!”
“Tükürdüğünü yalamak ( verdiği sözden dönmek ) yiğide yakışmaz.”
Dini açıdan bakarsak olaya;
Kur’an-ı kerimde, sözünde duranlar övülmekte, sözünün eri denilmektedir.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Dört şey münafıklık alametidir: Emanet olunana hıyanet etmek, yalan söylemek, vaadini bozmak, sözünde durmamak.)
Ve birde Hacı Bektaş’a göre “eline, diline, beline!” sahip çıkmak yani ilk harflerine bakıldığında “edep” sahibi olmaktır insana yaraşan.
Bu yüzden diyorum ki “Edep Ya Hû”
Kötülükler sizden uzak olsun, sevgiyle kalın.