Dün akşam ekran başında maçı izlerken dakikalar ilerledikçe tanıdık bir hikâyeyi yeniden yaşadığımı hissettim.
Hani bazen bir filmi ikinci kez izlersiniz de sonunun değişmeyeceğini bilirsiniz ya, işte tam olarak öyleydi. Montella, sanki o meşhur Dünya Kupası hezimetinden hiç ders almamış gibi yine aynı hatayı yaptı: klasik bir santrfor olmadan sahaya çıktı.
Dizilişimiz bu kez 3-4-2-1'di. Yani kâğıt üzerinde farklı bir düzen, farklı bir kurgu vardı. Ama sorun dizilişte değildi ki. Sorun, en uçta yine bir sahte dokuzun, Barış Alper'in olmasıydı. Koca Dünya Kupası'nı bu ısrarla heba etmiştik, dün akşam da aynı ısrarla yeni bir turnuvaya başladık. Skor tabelası ne yazarsa yazsın, sahada gördüğüm gerçek şuydu: Bu takımın bir santrfora, ceza sahasında nefes alacak bir hedef adama ihtiyacı var.
Hakan Çalhanoğlu, Kenan Yıldız ve Orkun Kökçü gibi üç kilit ismin yokluğunda sahaya çıkmak kolay iş değil. Ama bizimkiler dün akşam tam anlamıyla dişe diş bir mücadele ortaya koydular. Baskı kurdular, rakibi geriye ittiler, gol pozisyonlarına girdiler. Fransa gibi bir futbol devinin karşısında bu kadar cesur oynamak takdir edilesi bir şey. Kaleci Maignan ve Fransız savunmacılar, bizimkilerin beceriksizliğiyle birleşince pozisyonları geçiştirdiler. Ama şunu da unutmamak lazım: O pozisyonlara girebilmek bile bir başarıdır.
Gelelim asıl can sıkan noktaya. Maç 54. dakikada yediğimiz golle çözülmeye başladığında, kenarda hâlâ bir hamle yoktu. Topla dribbling yapma yeteneği yüksek olan Kerem'in çok daha önce oyuna girmesi gerekirdi. Çünkü Can Uzun ile o bölgede etkili ataklar üretemedik. Can Uzun genç, yetenekli, potansiyelli bir oyuncu ama o bölgenin adamı değildi dün akşam. Montella'nın oyuna müdahalesi yine geç kaldı, yine reaksiyoner kaldı. Halbuki modern futbol, kenardan gelen hamlelerle kazanılıyor.
Bütün bu olumsuzlukların içinde bir tek isim vardı ki, onu izlemek gerçekten keyifti: Arda Güler. Genç yıldız, dün akşam adeta tek başına Milli Takım'ı sürükledi. Topla buluştuğu her anda bir şeyler oluyordu. Pasları, çalımları, oyun görüşü... Sahadaki tek fark yaratan oyuncuydu belki de. Böyle bir yeteneğe sahip olduğumuz için şanslıyız, ama Arda'nın etrafını doğru kurgulamak da teknik ekibin görevi.
Dün akşam skor ne olursa olsun, ben ekran başında şunu gördüm: Bu takım savaşıyor, bu takım inanıyor. Ama teknik ekip aynı hataları tekrarlamaya devam ederse, bu savaş maalesef sonuçsuz kalacak. Montella'nın artık santrfor konusundaki inadından vazgeçmesi, oyuncu değişikliklerinde daha cesur ve daha erken davranması gerekiyor. Yoksa daha çok "iyi oynadık ama kaybettik" cümlesi kurarız. Ve inanın, bu cümleyi kurmaktan artık hepimiz yorulduk.