“Pazartesi başlıyorum.” Kaç kez kurduk bu cümleyi? Yoğun iş temposu, yorgunluk, zamansızlık… Spor yapmamak için her zaman haklı bir sebebimiz var. İsteyince her şeye zaman ayırabiliyoruz. Bu bahaneleri bir kenara bırakıp başlamanın zamanı gelmedi mi?
Belki de spora başlamayı gözümüzde fazla büyütüyoruz. Spor deyince aklımıza hemen spor salonları, uzun antrenmanlar ve ağır programlar geliyor. Oysa hareket etmek için ilk aşamada bunlara gerek yok. İş çıkışı sahilde yürümek, eve giderken birkaç durak önce inip yürümek, eve çıkarken merdivenleri kullanmak… Bazen basit bir davranış değişikliği büyük fark yaratabilir.
Elbette yürüyüş, kuvvet antrenmanının yerini tamamen tutmaz. Ancak önemli olan, hareketsizliğe bir yerden son vermek ve hareketi günlük rutinimizin bir parçası hâline getirerek sürdürebilmektir.
Bu hafta kendinize küçük bir hedef koyun: Üç gün, iş çıkışında 30 dakika yürüyün. Spor salonuna gitmek zorunda değilsiniz. Boğaz’da, deniz kenarında ya da mahallenizin sokaklarında… Telefonunuzu bir kenara bırakın, kulaklığınızı takın ve yürümeye başlayın. İlk adım için ihtiyacınız olan tek şey, kendinize ayıracağınız yarım saat.
Çünkü motivasyon her gün aynı olmayabilir. Bazı günler enerjimiz yüksek olur, bazı günler hiçbir şey yapmak istemeyiz. Tam da bu nedenle motivasyonun gelmesini beklemek yerine harekete geçmeliyiz.
Spor yapmak için doğru zamanı beklemeyelim. Yarından itibaren başlayalım.
Unutmayın, büyük değişimler her zaman büyük kararlarla başlamaz. Bazen yalnızca harekete geçip spor ayakkabılarımızı giyerek kapıdan çıkmamız yeterlidir.
Bahanelerimiz her zaman olacak. Mesele, onlara rağmen harekete geçebilmek. Bu hafta kendinize verdiğiniz sözü tutun ve yürüyüşe çıkın. Başlamak için daha ne bekliyoruz?