Erdem Topuz ve Işık Tolgay’a Türkiye’nin Laurel ve Hardy’si deniliyor.  33 yıldır sıkı dost olan ve hiç ayrılmayan Topuz ve Işık’ın tiyatro adına gerçekleştirmek istedikleri çok şey var…

Erdem Topuz ve Işık Tolgay, 33 yıldır sıkı dost. 2018 yılında  Dionysos Tiyatrosunu kuran ikili birçok önemli eseri sahneye koydu. Şimdilerde ‘Fareler ve İnsanlar’ oyunu ile seyirci rekoru kıran ikili, elde edilen gelirinin bir kısmını yardım kuruluşuna bağışlıyor. Topuz ve Işık ile sanat üzerine sıcacık bir röportaj yaptım…

·      Dionysos ne demek? Tiyatronuzun kurulma hikâyesini anlatır msıınız?

Whatsapp Image 2023 12 12 At 10.23.22

Erdem Topuz (E.T.): Dionysos, Tiyatro Tanrısı demek. Antik Yunan’da Dionysos şenlikleriyle başladığı için coşkunun da tanrısı. Bizim de tiyatromuzun kabına sığmayan bir ruhu var, bu ismi o nedenle seçtik.

Whatsapp Image 2023 12 12 At 10.23.17

Işık Tolgay (I.T.): 2018 yılında kurduk tiyatroyu. Dört oyunumuzun hepsi ödül aldı. İlk oyunumuz Oblomov'du. Oblomov'u romandan tiyatroya çeviren ilk Türk tiyatro grubu biziz. Erdem bayağı uğraştı. 60 küsur sayfalık romanı tiyatro oyununa dönüştürdü. İlk senemizde de en iyi erkek oyuncu ödülünü aldık.

E.T.: ‘Bir Delinin Hatıra Defteri’ ile zaten iki Rusya turnesi var. ‘Anton Çehov en iyi klasik oyun’ ödülüm var. Genelde başyapıtlardan gitti tiyatromuz. Akabinde ‘Fareler ve İnsanlar’ı sahneledik. İki ödül aldı oyunumuz.

I.T.: ‘Fareler ve İnsanlar’ bizim için önemliydi çünkü üniversite yıllarından beri bu oyunu yapmak istiyorduk. Diğeri de ‘Bir Delinin Hatıra Defteri’ydi. Seneler sonra bu hayallerimizi gerçekleştirdik.

OÇET’E DESTEK…

·      ‘Fareler ve İnsanlar’ oyununun gelirini yardım kurumlarına bağışlıyorsunuz. Bu konudan bahseder misiniz?

E. T. : Oyun başlı başına bir motivasyon kaynağı. Hatırı sayılır bir miktarın bu oyun üzerinden yardım kurumuna gitmesi bizi çok mutlu etti. Sadece maddi değil manevi olarak da. Çok büyük maddi olanakları olmayan sadece bilek gücüyle yapmanın gururu başka.

I. T. : Bu sezonu bu tür çalışmalara ayıralım dedik ve ilk oyunumuzu sokak hayvanlarına bağışlamak istedik. İkinci oyunumuzda OÇET'le birlikte çalışıyoruz. Bir çocuğumuzun bir aylık eğitim masrafı karşılanıyor. Otizm kolay değil, farkındalık gerektiriyor. İnsanların farkında olması lazım. Otizmli çocukların ailelerinin de farkında olması gerekiyor. Acaba bu sezonu biz otizm farkındalık sezonu yapabilir miyiz dedik. 18 Kasım'daki oyunumuza başladık.Yoğun ilgi olmasını bekliyoruz. Eğer istediğimiz olursa bütün sezona yaymak istiyoruz. Bu bir maddiyat işi, özel eğitim aldırmak ciddi masrafları olan bir iş. Bu eğitimi çocuğuna aldıramayan durumu olmayan birçok aile var. Biz de ne kadar yardımcı olabilirsek. Bir çocuğumuzun bir aylık eğitimini karşılasak bile büyük katkı.

* Tiyatro seyircisinin durumu hakkında ne dersiniz?

I. T. : Bazen çok umut dolu oluyorum bazen de diyorum ki ‘nereye gidiyoruz’… Son zamanlarda geldiğimiz nokta, maalesef o kadar çok hızlı tüketmeye alışmışız ki bu seyrettiğimiz şeylere de okuduğumuz şeylere de yansıyor. İnsanlar tiyatroyu, skeç programlarına indirgedi. O skeçleri tiyatro zannediyolar.

E. T. : Homojen bir yapı olduğu söylenemez. Türkiyenin sanat kültürü zaten hiçbir zaman oturmadı. Atatürk’ün ölümüne kadarki süreçte inkılaplar döneminde Muhsin Ertuğrul’la birlikte topluma Avrupa standartlarında davranış kalıbı enjekte edildi. Sonraki süreçte popülist iktidarlar sanatı dışladı. Aslında toplumu en çok beslediği halde bir kültür politikası oluşturulmadı.

BEŞ YILDIR OYUNA BÜYÜK İLGİ VAR

·      Siz ne dersiniz? Seyirci profiliyle ilgili yani. Türkiye’de genel anlamda tiyatro hak ettiği yerde değil?

I. T. : İlk önceden de dediğim gibi konsantrasyon azaldı. Bir taraftan böyle bir kitle var. Bazı oyunlarda, bazı sanatçılar oyunları kesmek zorunda kalıyor. Erdem’ciğim sen de bir oyunda kesmek zorunda kalmıştın.

E. T. : Kesmek zorunda kaldım çünkü oynayamaz hale getirdiler beni. Bir tecavüzdür bu esere.

* Hep derler ya tiyatroda çok fazla para kazanılmaz, doğru mu?

E. T. : Biz zaten rantabiliteye tutkun adamlar değiliz. Ama şunu söylemem lazım. Eğer biz gerçekten doğru destekleri alabilirsek çok doğru yerlere bizi götürecebilecek parayı da kazanabilecek işler yapıyoruz aslında. O ülkenin buna hazır olmayışı ile ilintili. Yani şöyle söyleyeyim, bizim yaptığımız ‘Fareler ve İnsanlar’ büyük bütçeli proje. Ve biz bu büyük bütçeli projeyi çok zor imkanlarla var edebildik.

* ‘Fareler ve İnsanlar’, 5 yıl mı oldu?

E. T. : 5 yıl oldu evet.

* Daha ne kadar aynı oyunla devam edeceksiniz?

E. T. : İzlendiği müddetçe açıkçası.

* Bunun yanında yeni projeler olacak mı?

I. T. : Yeni projeler koyacağız tabii ki. Ama demirbaş olarak devam edeceğiz.

* 5 yıl uzun bir süre..

E. T. : Elbette. Gerçi bir yılı pandemi süresine gitti aslında. Biz oyunumuzu haftada bir oynamalıyız aslında. Çünkü böyle bir klasik, bu görsel gücüyle bu oyun gücüyle dünyanın başka bir yerinde haftada bir haftada iki oynuyor. Ama bizim ülkede durum bu maalesef. Buna rağmen kendi alıştığımız sanatsal çizgiden ve kaliteden ödün vermek istemiyoruz. Bir şeyi ya iyi yapıyor ya da yapmamayı tercih ediyoruz. Açıkçası bugün bizim kalkıp da birtakım skeçleri yapıştırıp alın size tiyatro yaptık dememiz, bizi ruhsal olarak çok rahatsız eder. Yapamayız zaten. Son söz olarak sanat yine de her zaman umuttur. Ben her zaman bunu söylerim. Çünkü insanın, dünyanın en eski sanat dalını yapıyoruz. 3 bin 4 bin yıllara yayılan bir sanat dalı. Dünyanın en eski mesleği. Dünyanın en eski sanat dalı. İnsanı, insanla anlatma yolculuğu hiçbir zaman bitmez.