Türk kahvesi, Osmanlı İmparatorluğu'ndan günümüze ulaşan kendine has bir kahve çeşididir. Kökeni 14. yüzyıla kadar uzanır ve ilk olarak Yemen ve Habeşistan'da ortaya çıkar. Türkiye'ye ise bir süre sonra gelmiştir.
Kahve, Osmanlı'nın Yemen valisi Özdemir Paşa tarafından 1517 yılında İstanbul'a getirilmiştir. İstanbul'a gelen kahve, cezvelerde ve güğümlerde pişirilerek Türk kahvesi pişirme usulü ortaya çıkar.
17. yüzyılda Venedikli tüccarlar tarafından Avrupa'ya götürülen kahve, "Türk kahvesi" olarak tanıtılır. Türk kahvesi, 1670'li yıllarda Fransa başta olmak üzere Avrupa ülkelerinde sevilmeye ve tüketilmeye başlanır. Günümüzde Türk kahvesi, neredeyse espresso ile birlikte en çok tüketilen kahve çeşitlerinden biridir ve 2013 yılında UNESCO'nun Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'ne dahil edilmiştir.
Türk kahvesinin özel fincanda servis edilmesinin nedeni birkaç faktöre dayanır. Türk kahvesi fincanları özel olarak tasarlanır ve belirli boyutlara sahiptir. Genellikle porselen olan Türk kahvesi fincanları, 60 ila 120 ml arasında değişen hacimlere sahiptir.
Bunun nedeni, Türk kahvesinin lezzetini muhafaza etmek amacıyla daha büyük fincanlar yapılmamasıdır. Küçük fincanlar, kahvenin sıcaklığını daha uzun süre korumasına yardımcı olur ve telvenin dibe çökmesi için zaman tanır.
Ayrıca, ince cidarlı fincanlar, içecekten daha az ısı emecekleri için kahvenin daha yavaş soğumasını sağlar ve böylece daha uzun süre sıcak kalmasına yardımcı olur.
Bir diğer önemli nokta, küçük fincanların kahvenin köpüğünü korumasıdır. Türk kahvesinin köpük oranı, sıcaklıkla ilişkilidir. Daha fazla köpüğe sahip olan Türk kahvesi, daha uzun süre sıcak kalır.
Tüm bu nedenlerden dolayı, Türk kahvesi özel fincanlarda ve fincan boyutunda tüketilir, bu da onun eşsiz bir deneyim sunmasına ve geleneksel bir içecek olarak öne çıkmasına yardımcı olur.
habertürk