Antalya Amerikan Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Umuttan Doğan, kalp krizi riskine karşı tansiyon, şeker ve kolesterol gibi risk faktörlerinin ölçtürülerek kontrol altında tutulması gerektiğini söyledi.

Doğan, AA muhabirine, dünyada ölümlerin en sık nedenleri arasında kalp ve damar hastalıklarının bulunduğunu belirtti.

KALP KRİZLERİ DAHA GENÇ YAŞLARDA GÖRÜLEBİLİYOR

Kalp krizlerinin son yıllarda daha genç yaşlarda görülmeye başlandığına dikkati çeken Doğan, hipertansiyon, diyabet, yüksek kolesterol, fazla kilo ile sigara ve elektronik sigara kullanımının önemli risk faktörleri arasında yer aldığını ifade etti.

Doğan, bu risk faktörlerinin giderek daha genç yaşlarda görülmesinin kalp krizi riskini de artırdığını kaydetti.

"KALP KRİZİNİN TEMELLERİ 30 YIL ÖNCE ATILIYOR"

Hastaların herhangi bir belirti yaşamadıklarında kalp krizi geçirmeyeceklerini düşünebildiğini aktaran Doğan, damar sertliğinin uzun yıllar içerisinde geliştiğini söyledi.

Doğan, "Kalp krizinin temelleri aslında hasta bize göğüs ağrısıyla başvurduğu zaman değil, 30 yıl önce atılıyor. Damar sertliği yaklaşık 5 ila 10 yaşlarında başlıyor." dedi.

Sigara ve tütün ürünlerinden uzak durulması gerektiğini vurgulayan Doğan, elektronik sigaranın da kalp ve damar hastalıkları açısından önemli bir risk oluşturduğunu belirtti.

BAZI BİYOKİMYASAL BELİRTEÇLER RİSKLE İLİŞKİLİ

Homosistein, yüksek duyarlılıklı CRP ve interlökin gibi bazı biyokimyasal belirteçlerin kalp krizi riskiyle ilişkili olduğunu aktaran Doğan, kulak memesindeki çapraz çizgi olarak bilinen "Frank işareti"nin de kalp damar hastalıklarıyla bağlantısının bulunduğuna yönelik veriler olduğunu ifade etti.

Doğan, ancak Frank işaretinin tek başına tanı belirteci olarak kabul edilmemesi gerektiğini, bunun yerine tansiyon, şeker ve kolesterol gibi temel risk faktörlerinin kontrol edilmesinin önem taşıdığını söyledi.

BEL ÇEVRESİNDEKİ YAĞLANMAYA DİKKAT

Bel çevresinde biriken yağlanmanın damar sertliği ve vücuttaki iltihaplanma riskindeki artışla ilişkili olabileceğini belirten Doğan, düzenli fiziksel aktivitenin önemine işaret etti.

Doğan, "Yürüyüş yaparak, bel çevresini incelterek, insülin direncini kırarak, kalp krizi riskini belirgin derecede azaltabiliriz." ifadelerini kullandı.

Kalp krizinin önceden kesin olarak öngörülemese de risk faktörlerine yönelik önlemlerle riskin azaltılabileceğini dile getiren Doğan, haftada en az 5-6 gün, 20-30 dakika ve 2-3 kilometre tempolu yürüyüş yapılmasını önerdi.

GÖĞÜS AĞRISI VE SOĞUK TERLEMEDE ZAMAN KAYBETMEYİN

Kalp krizinde göğsün orta bölgesinde veya kalp üzerinde baskı, yanma ya da ağırlık hissinin yanı sıra soğuk terleme, bulantı ve kusma gibi belirtilerin görülebileceğini aktaran Doğan, bu şikayetlerin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.

Doğan, belirtiler ortaya çıktığında "Duş alayım, biraz uzanayım geçer" düşüncesine kapılmadan zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurguladı.

"KALP KRİZİNDE ZAMAN EŞİTTİR KAS"

Kalp krizi geçiren hastaya ne kadar hızlı müdahale edilirse o kadar fazla kalp kasının kurtarılabileceğine dikkati çeken Doğan, "Kalp krizi belirtileri ihmal edilirse geriye dönüşü olmayan hasarlanmalara sebep oluyor. Kalp krizinde zaman eşittir kas. Semptomlar olduğunda hızlıca en yakın sağlık kuruluşuna başvurmak, EKG çektirmek hayat kurtarıcı olabilir." diye konuştu.

Stent uygulamasının tıkalı damardaki kan akışını yeniden sağlamaya yardımcı olduğunu belirten Doğan, işlem sonrasında da damar sistemindeki hasarlanmalara bağlı risklerin devam edebileceğini ifade etti.

Kaynak: AA