Altaylı'ya göre bu karşılaşma, Buruk'un Galatasaray'a geldiği günden bu yana en kötü maçıydı. Takımın rakibe yeterince hazırlanmadığını savunan Altaylı, M. Salah'ın aynı şekilde iki gol atmasını da doğrudan teknik direktör hatası olarak değerlendirdi.

“GÜLER YÜZLÜ OKAN GİTTİ”

Altaylı'nın dikkat çektiği bir diğer konu Okan Buruk'un saha kenarındaki değişimiydi.

“Güler yüzlü, esprili, neşeli Okan Buruk gitti” diyen Altaylı, yerine sürekli gergin, hakemlerle tartışan ve saha kenarında farklı davranışlar sergileyen bir teknik direktör geldiğini savundu.

Buruk'un dört yıl üst üste şampiyonluğun ardından beşinci kez aynı başarıya ulaşmaya çalışmasının yarattığı baskıyı anlayabildiğini belirten Altaylı, buna rağmen çözümün hakemlerle gerilim yaşamak olmadığını söyledi:

“Bu yükün psikolojik ağırlığı zorluyorsa psikoloğa ya da psikiyatra gidersin, hakemin üzerine değil.”

Altaylı ayrıca Galatasaray'ın “ikinci bir Fatih Terim'e ihtiyacı olmadığını”, bu tarzın Terim'e ait olduğunu ve Buruk'un kendi karakterinden uzaklaştığını savundu.

“OKAN BURUK İSTİFA DEMEK GALATASARAYLILIK DEĞİLDİR”

Bütün bu eleştirilere rağmen Altaylı, Okan Buruk'un gönderilmesine kesin biçimde karşı çıktı.

Galatasaray'ın uzun süreli başarı yakaladığı dönemlerde teknik direktör ve yöneticilere yönelik baskılar oluştuğunu savunan Altaylı; Fatih Terim, Faruk Süren ve Erden Timur örneklerini hatırlattı.

“Bugün ‘Okan Buruk istifa’ demek Galatasaraylılık değildir” diyen Altaylı, Buruk'un sezon ortasında gönderilmesinin kulübe zarar vereceği görüşünü dile getirdi.

Trabzonspor yenilgisini de tek başına büyük bir kriz olarak görmeyen Altaylı, futbolda bu tür mağlubiyetlerin yaşanabileceğini belirtti.

OKLARI DURSUN ÖZBEK'İN TERCİHLERİNE ÇEVİRDİ

Yazının ikinci bölümünde ise Altaylı'nın gündeminde Dursun Özbek vardı.

Özbek'i dört yıl üst üste gelen şampiyonluklar ve tesisleşme projeleri nedeniyle başarılı bulduğunu belirten Altaylı, buna karşılık başkanın yönetici tercihlerinin Galatasaray camiasında tartışılması gerektiğini savundu.

Seçimlerden önce Dursun Özbek, Ahmet Yüce ve Özer Saraçoğlu ile birlikte yedikleri yemekten de söz eden Altaylı, o görüşmede Özbek'e şu tavsiyede bulunduğunu anlattı:

“Yönetimini oluştururken kimseyi dinleme, işe yaramayan adamları genel kurulda oy potansiyelleri var diye yönetime alma, iş yapacak, göreve layık adamları seç. Merak etme, seçimi kaybetmezsin. Kimsenin seçim şantajına boyun eğme.”

“HER ÖNEMLİ SORUŞTURMADA…”

Altaylı, Galatasaraylıların bugün bir galibiyet veya mağlubiyetten çok Özbek'in geçmişte yaptığı tercihlerden rahatsız olduğunu savundu.

Kamuoyuna yansıyan İBB, bahis ve borsa soruşturmalarında Özbek'in tercih ettiği bazı isimlerin karşılarına çıktığını belirten Altaylı, bu kişiler hakkında suçlu ya da suçsuz oldukları yönünde bir hüküm vermedi.

“Elbette suçludur, suçsuzdur bilemeyiz. Kimseyi yargılayacak halimiz yok. Umarız hepsi aklanır” ifadelerini kullanan Altaylı, başka kulüplerden isimlerin de benzer dosyalarda yer almasının kendi açısından durumu değiştirmediğini söyledi.

Yazısını “O, o kulüplerin üyelerinin sorunu. Galatasaray'ınki ise benim” sözleriyle tamamladı.

Editör Hakkında