Karahan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Bazı yatırım fonlarının tasfiye sürecine girdiğini belirten Karahan, piyasanın görece sınırlı bir alanında ve tekil bazlı fonlar kaynaklı oynaklık görüldüğünü söyledi.
Karahan, konuyu temel olarak finansal istikrar açısından değerlendirdiklerini belirterek, bunun Merkez Bankasına kanunen verilen görevlerden biri olduğunu ifade etti.
"SORUNUN FİNANSAL SİSTEMİN GENELİNE YAYILMASINI ENGELLEYECEĞİZ"
Finansal istikrar açısından iki önceliğin öne çıktığını belirten Karahan, bunlardan ilkinin Türk lirasına olan güvenin korunması, ikincisinin ise tekil fonlarda görülen sorunun finansal sistemin geneline yayılmasının önlenmesi olduğunu kaydetti.
Karahan, "Yani gördüğümüz sorunun bir sistemik risk haline dönüşmemesini sağlamak." dedi.
Finansal istikrar kadar fiyat istikrarının da önemli olduğuna dikkati çeken Karahan, fiyat istikrarının tesis edilmesinin finansal istikrarın korunmasının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
TCMB'DEN LİKİDİTE TEDBİRLERİ
Karahan, fon soruşturması sürecinde bankaların likiditeye erişimini kolaylaştırmak amacıyla repo ihale tutarlarını artırdıklarını ve çeşitli önlemler aldıklarını anlattı.
Bankaların borç alabilme limitlerinin 10 kat artırıldığını belirten Karahan, teminat olarak kullanılan TÜFE'ye endeksli kıymetler ile yabancı para cinsi teminatların iskonto oranlarının yüzde 10'a düşürüldüğünü bildirdi.
Bankaların Türk lirası zorunlu karşılıklarında bloke tutmaları gereken oranların da düşürüldüğünü aktaran Karahan, alınan önlemlerin finansal piyasalara likidite yönetimi konusunda esneklik sağladığını ifade etti.
"GEREKLİ ADIMLARI ATMAYA DEVAM EDECEĞİZ"
Fon soruşturmasıyla gelişen durumun tasfiye kapsamında bulunmayan para piyasası fonlarına yayılması riskini gördüklerini belirten Karahan, bu yayılmayı engellemek ve TLREF kaynaklı risk oluşmasını önlemek amacıyla tahvil alımlarını hızlandırdıklarını söyledi.
Karahan, "Önümüzdeki dönemde de finansal istikrar açısından önceliğimiz geçmişte görülen sorunun genele yayılmaması olacak. Piyasa koşullarına göre gerekli adımları atmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.
Fon piyasasının genelinin sağlıklı işlemeye devam ettiğini belirten Karahan, finansal sistemin genelini etkileyen bir sorun olmadığını değerlendirdiklerini dile getirdi.
"KURUMLARLA İŞBİRLİĞİ VE EŞ GÜDÜM İÇİNDE ÇALIŞIYORUZ"
Karahan, fon soruşturması kapsamında yer alan fonların tasfiye sürecinin devam ettiğini, yetkili kurumların gerekli adımları attığını belirtti.
Merkez Bankasının ilgili kurumlarla yakın işbirliği ve eş güdüm içinde çalıştığını vurgulayan Karahan, finansal sistemin temellerinin sağlam olduğunu söyledi.
Karahan, "Merkez Bankası olarak fiyat istikrarı hedefinden taviz vermeden, finansal istikrarı destekleyen tutumumuzu kararlılıkla sürdüreceğiz." dedi.
MEVDUATTA 800 MİLYAR LİRA ÜZERİNDE ARTIŞ
Karahan, para piyasası ve benzeri fonlardan 28 Ağustos sonrasında ciddi çıkış yaşandığını, çıkışın bir bölümünün yurt dışı yerleşiklerden kaynaklandığını belirtti.
Yurt içi yerleşiklerin fonlardan çıkan tutarlarının önemli bir bölümünün mevduata yöneldiğini aktaran Karahan, aynı dönemde ticari ve tasarruf mevduatında 800 milyar liranın üzerinde artış gerçekleştiğini bildirdi.
Yatırım fonları da dahil edildiğinde Türk lirasının payının yüzde 61-61,4 civarında bulunduğunu ve yatay seyrettiğini ifade eden Karahan, son günlerde fonlardan çıkışın yavaşladığını söyledi.
Karahan, tasfiye sürecindeki fonların finansal sistemin geri kalanıyla bağlantısının yayılma riskini belirleyen temel unsur olduğunu belirterek, mevcut verilerin bu bağlantının zayıf olduğunu gösterdiğini kaydetti.
"FİNANSAL PİYASALARDAKİ DALGALANMALARI YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ"
TCMB'nin menkul kıymet yatırım fonları açısından düzenleyici otorite olmadığını belirten Karahan, finansal piyasalardaki dalgalanmaları yakından takip ettiklerini söyledi.
Özellikle Türk lirası piyasalarında oynaklık yaşandığını ve bu kapsamda çeşitli önlemler alındığını ifade eden Karahan, sürecin makroekonomik etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Karahan, sürecin ağırlıklı olarak ilgili portföy şirketleri ve yatırımcılarıyla sınırlı olduğunu belirterek, üç temel etki öngördüklerini söyledi. Bunları servet etkisi, rezervlere etkisi ve reel sektör etkisi olarak sıraladı.
Reel sektör firmalarının tasfiye edilen fonlardaki payının sınırlı olduğunu belirten Karahan, ilk incelemelere göre söz konusu firmaların çoğunlukla büyük ölçekli ve likit varlıkları güçlü şirketler olduğunu aktardı.
"HERHANGİ BİR SİSTEMİK RİSKE YOL AÇMASINI ŞU ANDA BEKLEMİYORUZ"
Karahan, sıkı para politikasının olası negatif yansımaları sınırlayacağını belirterek, ülke risk priminin bir miktar artmasına rağmen şokun büyüklüğüne kıyasla istikrarlı bir seyir izlendiğini ifade etti.
Sıkı para politikasıyla Türk lirası tercihlerini desteklemeye devam edeceklerini vurgulayan Karahan, BDDK kararlarıyla 3 yatırım bankasının ortaklık haklarının TMSF'ye devredildiğini hatırlattı.
Söz konusu bankaların sektörün toplamı içindeki payının oldukça düşük olduğunu belirten Karahan, Ağustos 2026 itibarıyla bu oranın binde 2 seviyesinde bulunduğunu söyledi.
Karahan, "Burada bankacılık sisteminin geri kalanı ve reel sektör bağlantılılığının çok sınırlı olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla bu gelişmenin herhangi bir sistemik riske yol açmasını şu anda beklemiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.





