Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, BloombergHT ve HaberTürk ortak yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Orta Vadeli Program'ın (OVP) kamu açısından bir politika taahhüdü, özel sektör açısından ise yol haritası ve rehber niteliğinde olduğunu belirten Şimşek, temel hedeflerinin dezenflasyon olduğunu söyledi.

Şimşek, dezenflasyon sürecinin devam ettiğini ancak arzulanan hızda ilerlemediğini belirterek, bunda iç ve dış birçok faktörün etkili olduğunu, özellikle son dönemde dış faktörlerin öne çıktığını ifade etti.

Dünyada enerji şoku yaşandığını ve emtia fiyatlarında ciddi artışlar görüldüğünü aktaran Şimşek, bu gelişmelerin Türkiye'de ve dünyada enflasyonu olumsuz etkilediğini kaydetti.

OVP AÇISINDAN EN BAĞLAYICI HEDEF BÜTÇE

Şimşek, OVP hedeflerine ilişkin değerlendirmesinde, program açısından en bağlayıcı hedefin bütçe olduğunu söyledi.

Kamu harcamalarının önemli ölçüde kontrol edilebilir olduğunu belirten Şimşek, 2023'te yüzde 6,4 olarak belirlenen bütçe açığı hedefinin yüzde 5,1 olarak gerçekleştiğini, 2024'te ise yüzde 6,4'lük hedefe karşılık yüzde 4,7 seviyesinde kaldığını ifade etti.

2025'te de hedefin üzerinde performans gösterildiğini aktaran Şimşek, geçen yıl bütçe açığının yüzde 2,9'a düşürüldüğünü bildirdi.

Şimşek, 2026 için yüzde 3,5 bütçe açığı hedeflendiğini ancak yüzde 3,1 seviyesinde bir performans beklediklerini belirtti.

OVP HEDEFLERİNİN BÜYÜK BÖLÜMÜ GERÇEKLEŞTİ

Geçen yılki OVP'de 2026 yılı için yüzde 3,8 büyüme öngörüldüğünü hatırlatan Şimşek, yurt dışında yaşanan şoklara rağmen Türkiye ekonomisinin bu yıl yaklaşık yüzde 3,3 büyümesini beklediklerini söyledi.

Enflasyon hedefinde ise öngörülen seviyeye ulaşılamadığını belirten Şimşek, Türkiye'de enflasyonda beklenenden daha fazla atalet ve katılık bulunduğunu ifade etti.

Şimşek, "OVP hedeflerinin tutmadığı yaklaşımı doğru değil, hedefler büyük oranda tutuyor." diyerek, hedeflerin bir bölümünün niteliksel, bir bölümünün ise sayısal olduğunu kaydetti.

ENFLASYON ARTIŞ HIZINDA CİDDİ YAVAŞLAMA

Dezenflasyon sürecinin 2024'ün ikinci çeyreğinden itibaren başladığını anımsatan Şimşek, savaşın etkisi arındırıldığında bu yıl enflasyonun yüzde 20-22 arasında olabileceğini söyledi.

Şimşek, enflasyonun önceki yıllarda yüzde 65, yüzde 44 ve yüzde 31 seviyelerinde gerçekleştiğini hatırlatarak, enflasyon artış hızında ciddi yavaşlama olduğunu belirtti.

Programın sonuç verdiğini ifade eden Şimşek, başlangıçta öngörülen zaman çerçevesinin bir miktar uzayabileceğini dile getirdi.

SEÇİM SÜRECİNDE DEZENFLASYON MESAJI

Şimşek, hayat pahalılığıyla mücadelenin en büyük öncelikleri olduğunu vurgulayarak seçim sürecinde de dezenflasyondan vazgeçmeyeceklerini söyledi.

Dezenflasyonun gelir dağılımını iyileştirdiğini belirten Şimşek, sürdürülebilir yüksek büyüme için fiyat istikrarına ihtiyaç olduğunu ifade etti.

Şimşek, ücretli kesimin alım gücünün korunmasının önemine işaret ederek, kamu çalışanları ve emeklilerin maaşlarında en az enflasyon oranında artış yapılacağını söyledi.

KUR REJİMİ VE TÜRK LİRASI DEĞERLENDİRMESİ

Türkiye'de normal şartlarda uygulanması gereken kur rejiminin dalgalı kur rejimi olduğunu belirten Şimşek, bunun ekonomik şokların absorbe edilmesine yardımcı olduğunu söyledi.

Şimşek, piyasada tek yönlü hareket oluşması halinde yönetilen kur rejiminin söz konusu olduğunu belirterek, koşulların daha esnek bir kur rejimine geçiş için henüz uygun olmadığını ifade etti.

REKABET GÜCÜNDE DIŞ TALEP ETKİSİ

Rekabet gücünü belirleyen unsurun yalnızca kur olmadığını vurgulayan Şimşek, girdi maliyetleri ve dış talebin de önemli olduğunu söyledi.

Türkiye'nin Orta Doğu dışındaki rakip ülkelere kıyasla sanayi için daha düşük maliyetli doğal gaz ve elektrik sunduğunu belirten Şimşek, küresel ve bölgesel büyümedeki yavaşlamanın Türkiye'nin ihracatını da etkilediğini ifade etti.

Çin'in küresel ticaretteki etkisinin de dikkate alınması gerektiğini belirten Şimşek, artan Çin ihracatının Türkiye'nin önemli pazarları üzerindeki rekabeti artırdığını kaydetti.

İHRACATÇILARA GÜÇLÜ FİNANSMAN DESTEĞİ

Şimşek, tarıma yönelik desteklerin sürdüğünü belirterek, temmuz itibarıyla son bir yılda yaklaşık 1 milyon çiftçiye yaklaşık 800 milyar lira kredi sağlandığını açıkladı.

İhracatçılara yönelik reeskont kredilerinin de önemli ölçüde artırıldığını aktaran Şimşek, günlük kredi limitinin 300 milyon liradan 5 milyar liraya çıkarıldığını söyledi.

Son bir yılda verilen kredi hacminin 1,4 trilyon liraya ulaştığını belirten Şimşek, ihracatçılara yüzde 24 faizle finansman sağlandığını ifade etti.

Şimşek, Eximbank'ın sermayesinin 7 kat artırıldığını, bankanın bu yıl sağlayacağı toplam kredinin 60 milyar dolar seviyesinde olacağını kaydetti.

REEL SEKTÖR İÇİN YENİ DESTEKLER

Esnaf, yatırımcı ve çiftçiye yönelik desteklerin sürdüğünü belirten Şimşek, imalat sanayisine işletme sermayesi desteği sağlanacağını açıkladı.

Bu kapsamda 250 milyar liralık paket açıklandığını belirten Şimşek, paketin 6 ay ödemesiz ve 36 ay vadeli olduğunu söyledi.

Şimşek, amacın sanayinin üretim kapasitesini güçlendirmek olduğunu vurgulayarak, seçici ve hedefli kredi programlarıyla reel sektörün kaygılarını gidermeye çalıştıklarını ifade etti.

KAYIT DIŞILIKLA MÜCADELE SÜRÜYOR

Vergi politikalarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Şimşek, şu an itibarıyla kurumlar vergisi ve gelir vergisinde değişiklik gündemlerinin bulunmadığını söyledi.

Kayıt dışılıkla mücadelede önemli sonuçlar elde edildiğini belirten Şimşek, gelir vergisi beyannamesi veren mükellef sayısının 3,8 milyondan 5,5 milyona yükseldiğini açıkladı.

Şimşek, 2027 bütçesindeki gelir artışının önemli bölümünün nominal büyüme, eşel mobil uygulamasının devam etmeyeceği varsayımı ve kayıt dışılıkla mücadelenin sonuçlarından kaynaklanacağını ifade etti.

TÜRKİYE G20'DE BÜYÜMEDE İLK SIRALARDA

Ekonomi programının orta ve uzun vadeli ana hedefinin sürdürülebilir yüksek büyüme olduğunu belirten Şimşek, son dönemdeki yavaşlamanın iç dengelenme adımları ve küresel konjonktürden kaynaklandığını söyledi.

Türkiye ekonomisinin küresel büyüme ortalamasının üzerinde performans gösterdiğini aktaran Şimşek, Türkiye'nin G20 içerisinde büyümede ilk sıralardaki yerini koruduğunu belirtti.

Büyüme ile dezenflasyon arasında kısa vadede etkileşim bulunduğunu ancak orta ve uzun vadede bir çatışma olmadığını ifade eden Şimşek, düşük enflasyon dönemlerinde büyümenin daha yüksek gerçekleştiğini söyledi.

ABD İLE DİYALOG VE İŞBİRLİĞİ SÜRÜYOR

Şimşek, ABD'nin bir Türk yatırım bankasına yönelik yaptırım kararına ilişkin soruyu da yanıtladı.

ABD ile en üst düzeyde güçlü diyalog ve işbirliğinin sürdüğünü belirten Şimşek, söz konusu karardan Türkiye geneline yönelik bir risk algısı çıkarılmasının doğru olmayacağını ifade etti.

Türk bankacılık sektörünün 2000'li yılların başından bu yana gerçekleştirilen yapısal reformlarla şoklara karşı dayanıklı hale geldiğini belirten Şimşek, bankacılık sektörünün Basel III kapsamındaki sermaye yeterlilik oranının yüzde 16,6 seviyesinde olduğunu kaydetti.

Şimşek, sorunlu kredi oranlarının ticari kredilerde yüzde 2, toplam portföyde ise yüzde 3 civarında bulunduğunu belirterek, Türkiye'nin uluslararası norm ve kurallara uymaya devam edeceğini söyledi.

Kaynak: AA