Ölümün geri döndürülemez bir son olduğu düşüncesine meydan okuyan kriyonik uygulaması, insan bedeninin ölümden hemen sonra çok düşük sıcaklıklarda korunmasına dayanıyor. Bu yöntemi tercih edenler, geleceğin tıbbının bir gün hem ölüm nedenlerini ortadan kaldırabileceğine hem de koruma sırasında oluşan hasarı giderebileceğine inanıyor.

500’DEN FAZLA İNSAN SIVI AZOT TANKLARINDA

ABD ve Rusya’daki tesislerde 500’ü aşkın kişinin bedeninin kriyonik yöntemlerle korunduğu belirtiliyor. Aynı uygulamanın köpek, kedi ve papağan gibi yüzlerce evcil hayvan için de kullanıldığı aktarılıyor. Hayattayken sözleşme imzalayarak öldükten sonra bedeninin korunmasını isteyen binden fazla kişinin daha sırada olduğu ifade ediliyor.

Bu alanda faaliyet gösteren merkezler arasında Alcor Life Extension Foundation, Cryonics Institute ve KrioRus bulunuyor.

S D9Ee2D0E4C16E0B802Bd9023Cb82B1A4E6B69159

TÜM BEDEN İÇİN 250 BİN DOLARA KADAR ÇIKIYOR

Gelecekte yeniden hayata dönme umudunun maliyeti de oldukça yüksek.

Tüm bedenin korunması için 200 bin ile 250 bin dolar arasında ücret ödenirken yalnızca baş kısmının korunduğu işlem yaklaşık 80 bin dolara mal oluyor. Bazı kişiler bu maliyeti hayat sigortası poliçeleri aracılığıyla karşılıyor.

ÖLÜM İLANININ ARDINDAN ZAMANLA YARIŞ BAŞLIYOR

Süreç, kişinin yasal olarak ölü ilan edilmesinin hemen ardından başlıyor. Beynin oksijensiz kalmasını sınırlamak amacıyla kalp masajı uygulanırken beden hızla buz banyosuna alınıyor. Doğrudan dondurma sırasında hücrelerin içinde oluşabilecek buz kristallerinin dokulara zarar vermesini önlemek için vitrifikasyon, yani camlaştırma yöntemi kullanılıyor.

Beden içerisindeki kan boşaltılarak yerine tıbbi antifriz görevi gören özel kimyasallar veriliyor. Amaç, dokuların klasik biçimde donması yerine cam benzeri bir yapıya geçmesini sağlamak. Ardından bedenler sıvı azotla soğutulan özel paslanmaz çelik tanklara baş aşağı yerleştirilerek -196 derecede korunuyor. Sistem elektrik kullanmadığı için olası elektrik kesintilerinden etkilenmiyor.

S Df7A4Be9198Ce47C1E0A5A5F537199A5D4C93558

BUGÜNE KADAR HİÇBİR İNSAN GERİ DÖNDÜRÜLEMEDİ

Kriyonik uygulamasının en kritik noktası ise yöntemin gelecekte gerçekten işe yarayıp yaramayacağının bilinmemesi. Bugüne kadar kriyonik yöntemle korunduktan sonra yeniden hayata döndürülebilen bir insan ya da büyük memeli bulunmuyor.

Bu yöntemi tercih edenlerin beklentisi; gelecekte nanoteknoloji, moleküler onarım ve doku mühendisliği gibi alanlarda yaşanabilecek gelişmelerin mevcut engelleri aşabilmesi. Bunun gerçekleşebilmesi için geleceğin tıbbının yalnızca koruma sürecinde oluşan hücresel hasarı gidermesi değil, kişinin ölümüne yol açan hastalığı tedavi etmesi ve beden üzerindeki yaşlanma etkilerini de ortadan kaldırması gerekiyor.

S 0E25Bbb5Ed67B0Edc1B2D86B75080Eeab7Aa3D9A

EN BÜYÜK SORU BEYİN VE HAFIZA

Bilimsel tartışmaların merkezindeki en önemli konulardan biri de beynin bu süreçten nasıl etkilendiği. Hafızanın ve beyindeki sinirsel bağlantıların -196 derecedeki uzun süreli koruma sürecinden işlevsel biçimde çıkıp çıkamayacağı henüz kanıtlanmış değil. Bu nedenle kriyonik, bugün için ölümden sonra yeniden hayata dönüş sağlayan kanıtlanmış bir tedavi değil; gelecekte ortaya çıkabilecek tıbbi teknolojilere bağlanan bir umut olarak uygulanıyor.

UYANIRLARSA BİR BAŞKA SORUN BAŞLAYACAK

Bilimsel engellerin gelecekte aşılması halinde bile çok sayıda etik ve hukuki soru gündeme gelecek. Yüzlerce yıl sonra hayata döndürülen bir kişinin kimliğinin ve hafızasının ne ölçüde korunacağı; ailesi, evliliği ve miras haklarının ne olacağı gibi soruların nasıl çözüleceği bilinmiyor. Kriyonik uygulamasını eleştirenler ise yöntemin kanıtlanmamış bir geleceğe yüksek bedeller karşılığında umut bağladığını ve bu imkanın ekonomik gücü yüksek kişiler için bir ayrıcalığa dönüşebileceğini savunuyor.

Muhabir: SAFA KAAN ÖZTÜRK