Yapay zekanın istihdam üzerindeki etkileri uzun süredir tartışılıyor. Ancak Acemoğlu, A. Arda Gitmez ve Mehdi Shadmehr tarafından hazırlanan çalışma, meseleyi iş kayıplarının ötesine taşıyarak otomasyon ile siyasi rejimler arasındaki ilişkiye odaklanıyor.

5 Haziran 2026'da yayımlanan "Automation and Repression" başlıklı araştırmada robotların, yazılımların ve yapay zekanın insanların yaptığı işleri giderek daha fazla üstlenmesinin ekonomik ve siyasi dengeleri nasıl değiştirebileceği matematiksel bir model üzerinden incelendi.

İNSAN EMEĞİ AZALDIKÇA DENGE DEĞİŞEBİLİR

Çalışmada ortaya konulan modele göre otomasyon, üretimde insan emeğine duyulan ihtiyacı azalttıkça emeğin toplam gelirden aldığı pay da gerileyebiliyor. Buna karşılık sermaye sahiplerinin elindeki servet büyüyebiliyor. Araştırmacıların dikkat çektiği kritik nokta ise bunun yalnızca ekonomik eşitsizlik yaratmaması. Servetin daha küçük bir kesimin elinde yoğunlaşması, siyasi güç dağılımını da değiştirebilir.

Geniş toplum kesimlerinin ekonomik sistem içindeki üretim gücünün azalması halinde siyasi kararlar üzerindeki etkilerinin de zayıflayabileceği değerlendiriliyor.

İKİ YOL: PAYLAŞMAK YA DA BASKIYI ARTIRMAK

Araştırmada başlangıçta istikrarlı ve demokratik bir sisteme sahip olduğu varsayılan bir ekonomi üzerinden iki ayrı senaryo ele alındı. Sermaye sahipleri, otomasyonla birlikte büyüyen servetin bir bölümünü toplumla paylaşmayı seçebilir. Diğer ihtimalde ise servetin yeniden dağıtılması yerine daha baskıcı bir siyasi düzeni desteklemeleri söz konusu olabilir.

Model, otomasyon ilerledikçe ve sermaye birikimi güçlendikçe ikinci seçeneğin bazı koşullarda sermaye sahipleri açısından daha cazip hale gelebileceğini ortaya koyuyor.

DEMOKRASİ İÇİN RİSK NEREDE BAŞLIYOR?

Çalışmanın işaret ettiği risk, yapay zekanın kendi başına demokrasiyi ortadan kaldırmasından ziyade teknolojinin insan emeğinin yerine geçecek biçimde kullanılmasıyla oluşabilecek ekonomik güç yoğunlaşmasında yatıyor. Çalışmaya göre çalışanların ekonomik pazarlık gücü zayıflarken servet ve üretim gücünün toplumun üst kesimlerinde yoğunlaşması, demokratik sistem içindeki güç dengesini bozabilir. Bu koşulların derinleşmesi halinde bazı sermaye sahiplerinin demokratik yönetimi kendi ekonomik çıkarları açısından bir maliyet olarak görerek daha baskıcı yönetim modellerini destekleme ihtimalinin artabileceği değerlendiriliyor.

Muhabir: SAFA KAAN ÖZTÜRK