İnsanların kendi sağlıklarını, alışkanlıklarını ve geçmişlerini değerlendirerek ne kadar yaşayabileceklerine ilişkin tahmin yürütmesi sanıldığı kadar rastgele olmayabilir. Tsukuba Üniversitesi bilim insanlarının uzun yıllara yayılan çalışması, bu tahminlerle gerçek yaşam süresi arasındaki ilişkiyi mercek altına aldı.
Araştırma 1996 yılında, 60 yaş ve üzerindeki 2 binden fazla kişiye ne kadar yaşamayı beklediklerinin sorulmasıyla başladı. Yaklaşık 28 yıl boyunca süren takipte katılımcıların tahminleri resmi ölüm kayıtlarıyla karşılaştırıldı.
YÜZDE 59'U KENDİ TAHMİNİNİ GEÇTİ
Sonuçlar, insanların yaşam süreleri konusunda tamamen gelişigüzel tahminlerde bulunmadığını gösterdi. Daha uzun yaşayacağını düşünen kişilerin gerçekten de daha uzun süre hayatta kalma eğilimi gösterdiği görüldü.
Ancak araştırmada önemli bir sapma da ortaya çıktı. Katılımcıların yüzde 59’u, başlangıçta kendileri için öngördükleri yaşam süresinden daha uzun yaşadı.
Araştırmacılar bu ilişkiyi yalnızca iyimserlikle açıklamıyor. Kişinin kendi sağlık durumunu, günlük alışkanlıklarını ve ailesindeki yaşam sürelerini bilmesinin, kendi geleceğine ilişkin tahmininde rol oynayabileceği değerlendiriliyor.
“ORTALAMA ÖMÜR” HESABI YANILTIYOR
Çalışmada insanların neden kendi yaşam sürelerini olduğundan kısa tahmin edebildiğine ilişkin dikkat çeken bir nokta da bulunuyor. Katılımcıların önemli bir bölümünün dönemin genel yaşam beklentisi olan 80 yaş civarını referans aldığı görüldü. Ancak 60 ya da 70 yaşına ulaşmış bir kişinin önündeki beklenen yaşam süresi, doğumdaki ortalama yaşam beklentisiyle aynı şekilde hesaplanmıyor.
Araştırmada kadınların ve eğitim seviyesi daha yüksek kişilerin kendi tahminlerini aşma oranlarının daha yüksek olduğu da görüldü.
YANLIŞ TAHMİN EMEKLİLİK HESABINI DA ETKİLEYEBİLİR
Yaşam süresini olduğundan kısa öngörmenin sonuçları yalnızca istatistiklerle sınırlı değil. Araştırma, insanların emeklilik ve uzun vadeli mali planlarını yaparken kendi yaşam beklentilerini düşük hesaplamalarının ilerleyen yıllarda ekonomik sorun yaratabileceğine de işaret ediyor. Çalışmanın yalnızca Japonya’daki belirli bir yaş grubunu kapsaması sonuçların herkese doğrudan uygulanamayacağı anlamına geliyor. Buna rağmen 28 yıllık takip, insanların kendi yaşam süreleri hakkında bazı ipuçlarını doğru değerlendirebildiğini, fakat geriye kalan yıllarını çoğu zaman olduğundan kısa hesapladığını ortaya koyuyor.





