Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD merkezli Newsweek dergisinin sorularını yanıtladı.
Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu'na ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, dünyanın ciddi kırılmalardan geçtiğini belirterek, çatışmaların daha geniş coğrafyalara yayılmasını önlemenin, diplomatik kanalları açık tutmanın ve tarafların yeniden müzakere zemininde buluşmasına katkı sağlamanın Türkiye'nin öncelikleri arasında olduğunu ifade etti.
BM'DE REFORM ÇAĞRISI
Rusya-Ukrayna Savaşı'nın yanı sıra Orta Doğu'daki çatışmalara dikkati çeken Erdoğan, bu gelişmelerin bölgenin güvenliği, ekonomisi ve istikrarını doğrudan etkilediğini söyledi.
Erdoğan, Türkiye'nin Rusya-Ukrayna Savaşı'ndan Orta Doğu'daki gerilimlere kadar ihtilafların taraflarıyla temas kurabilen ve barış için girişimlerde bulunabilen bir ülke olduğunu belirtti.
Dünyanın ağırlık merkezinin değiştiğini ifade eden Erdoğan, BM'nin bu değişimin gerisinde kalmaması gerektiğini belirterek, Güvenlik Konseyi'nin daha temsili, etkin ve hesap verebilir bir yapıya kavuşturulması gerektiğini söyledi.
"ABD MÜTTEFİKİMİZ, İRAN KOMŞUMUZ"
ABD ile İran arasındaki gerilime ilişkin soruyu yanıtlayan Erdoğan, tarafların gerilimi tırmandıracak adımlardan kaçınması ve müzakere zeminine dönmesi gerektiğini vurguladı.
ABD'nin NATO'da müttefik, İran'ın ise Türkiye'nin komşusu olduğunu belirten Erdoğan, hem Washington hem de Tahran'la temas kanallarının açık olduğunu ifade etti.
Erdoğan, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimin enerji arzı ve küresel ticaret açısından doğrudan etkileri bulunduğuna dikkati çekerek, önceliklerinin çatışmanın yayılmasını önlemek, ticaret yollarının güvenliğini korumak ve tarafları yeniden müzakere masasına döndürmek olduğunu kaydetti.
MEKKE ORTAK SAVUNMA ANLAŞMASI: "HERHANGİ BİR ÜLKEYE KARŞI DEĞİL"
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, anlaşmanın İran'a, İsrail'e veya herhangi bir üçüncü ülkeye karşı kurulmuş bir ittifak olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Erdoğan, anlaşmanın "daha güvenli, barışçıl ve müreffeh bir geleceğin inşası için üstlendiğimiz müşterek sorumluluğun bir ifadesi" olduğunu belirtti.
Anlaşmanın Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51'inci maddesindeki meşru müdafaa hakkına dayandığını aktaran Erdoğan, üç devletten herhangi birine yönelik silahlı saldırının tüm taraflara yapılmış sayılacağını ifade etti.
Erdoğan, verilecek karşılığın saldırıya uğrayan ülkenin çağrısı ve ihtiyaçları doğrultusunda belirleneceğini belirterek, bunun istihbarat, lojistik veya mühimmat desteğinden daha ileri askeri desteğe kadar farklı şekillerde olabileceğini söyledi.
"TÜRKİYE-ABD İLİŞKİLERİNİ ÜÇÜNCÜ BİR ÜLKE ÜZERİNDEN TARİF ETMİYORUM"
ABD Başkanı Donald Trump ile doğrudan ve açık bir iletişim yürüttüğünü belirten Erdoğan, bunun Türkiye-ABD ilişkileri ve bölgesel gelişmeler açısından önemli bir imkan olduğunu ifade etti.
Türkiye ile ABD arasında savunma sanayisi, ticaret ve bölgesel güvenlik başta olmak üzere çok boyutlu bir işbirliği bulunduğunu belirten Erdoğan, iki ülke ilişkilerinin olası senaryolar üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
İsrail'in ABD yönetimi üzerindeki etkisine ilişkin soruya da yanıt veren Erdoğan, "Türkiye-Amerika ilişkilerini üçüncü bir ülke üzerinden tarif etmiyorum" dedi.
"TÜRKİYE'Yİ YENİ BİR TEHDİT KAYNAĞI OLARAK SUNMAK HATALI"
İsrail yönetimiyle birçok konuda ciddi görüş ayrılıkları bulunduğunu belirten Erdoğan, İsrail'de Türkiye'yi yeni bir tehdit kaynağı olarak sunmaya yönelik söylemlerin bölgesel barışa katkı sağlamadığını ifade etti.
Türkiye'nin İsrail halkıyla veya herhangi bir toplumla husumeti olmadığını vurgulayan Erdoğan, itirazlarının uluslararası hukuka aykırı gördükleri politikalara ve bölgede istikrarsızlığı derinleştiren adımlara yönelik olduğunu kaydetti.
"TÜRKİYE DIŞ POLİTİKASINI KAÇINILMAZ SAVAŞ SENARYOLARI ÜZERİNDEN KURMAZ"
İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırıları ve Yunanistan ile yaptığı savunma anlaşmasına ilişkin soruyu da yanıtlayan Erdoğan, Türkiye'nin dış politikasını kaçınılmaz savaş senaryoları üzerinden kurmadığını söyledi.
Suriye'nin egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve milli birliğinin korunmasını istediklerini belirten Erdoğan, İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırılarının ülkenin egemenliğine zarar verdiğini ve bölgedeki istikrarın tesisini güçleştirdiğini ifade etti.
Türkiye'nin NATO içerisinde güçlü bir konuma sahip olduğunu belirten Erdoğan, üçüncü ülkelerle geliştirilen ilişkilerin tek başına Türkiye'ye yönelik tehdit olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
"TERÖRSÜZ TÜRKİYE STRATEJİK BİR HEDEFTİR"
PKK'nın feshi ve silah bırakma sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, "Terörsüz Türkiye" hedefinin ülke açısından stratejik bir hedef olduğunu vurguladı.
PKK'nın fesih ve silah bırakma yönünde aldığı kararların önemli bir eşik olduğunu belirten Erdoğan, asıl önemli olanın kararların sahada eksiksiz uygulanması olduğunu söyledi.
Erdoğan, örgütün bütün unsurlarıyla silah bırakması ve illegal yapının tasfiye edilmesi gerektiğini ifade ederek, Suriye'deki silahlı unsurların da merkezi devlet yapısı altında bütünleşmesinin gerekli olduğunu kaydetti.
"TÜRKİYE'NİN ÖLÇÜSÜ ETNİK KİMLİK DEĞİL, TERÖR VE ŞİDDETTİR"
Kürtlerin Türkiye'nin kardeşleri olduğunu belirten Erdoğan, bölgedeki toplulukların başka ülkelerin vekalet savaşlarında kullanılmaması gerektiğini söyledi.
Erdoğan, "Türkiye'nin ölçüsü etnik kimlik değildir, terör, şiddet ve milli güvenliğimize yönelik tehdittir." değerlendirmesinde bulundu.
İran'daki gelişmeler sırasında PKK/PJAK'ın ortaya çıkan şartlardan faydalanma girişimlerini de takip ettiklerini belirten Erdoğan, İran'ın iç meselelerinin dış müdahalelerden uzak şekilde İran halkı tarafından çözülmesi gerektiğini ifade etti.
"TÜRKİYE, YENİDEN MÜZAKERE MASASININ KURULMASINA HAZIR"
Rusya-Ukrayna Savaşı'nın daha geniş bir coğrafyaya yayılma riskine dikkati çeken Erdoğan, Türkiye'nin savaşın yeni ülkeleri içine çeken bir çatışmaya dönüşmesini önlemeyi amaçladığını belirtti.
İstanbul görüşmeleri, Karadeniz Tahıl Girişimi ve esir takaslarının Türkiye'nin her iki tarafla kurduğu temasların somut sonuçları olduğunu söyleyen Erdoğan, Karadeniz'de sivil deniz taşımacılığının ve ticaret yollarının güvenliğinin sağlanması için temasların sürdüğünü bildirdi.
Erdoğan, gerekli siyasi iradenin ortaya konulması halinde Türkiye'nin yeniden müzakere masasının kurulmasına ve barışın önünün açılmasına katkı sağlamaya hazır olduğunu ifade etti.
"TÜRKİYE'YE 'BATI MI, DOĞU MU?' TERCİHİ DAYATILMASINI DOĞRU BULMUYORUZ"
Türkiye'nin dış politikasına ilişkin soruyu yanıtlayan Erdoğan, Türkiye'ye "Batı mı, Doğu mu?" şeklinde bir tercih dayatılmasını doğru bulmadıklarını söyledi.
Türkiye'nin NATO'daki konumunu güçlendirirken Türk Devletleri Teşkilatı, İslam İşbirliği Teşkilatı, Şanghay İşbirliği Örgütü, G20 ve D-8 gibi farklı platformlarda işbirliğini geliştirdiğini belirten Erdoğan, ASEAN ile ilişkilerin de "Diyalog Ortaklığı" seviyesine yükseltildiğini hatırlattı.
Erdoğan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın da bölge ülkeleriyle ortak güvenlik ve işbirliği anlayışının yakın dönemdeki örneklerinden biri olduğunu ifade etti.
"TÜRKİYE'NİN MÜSTESNA KONUMU ÇOK BOYUTLU DIŞ POLİTİKAYI GEREKTİRİYOR"
Çin ile ticaret, yatırım ve bağlantısallığı geliştirmek istediklerini belirten Erdoğan, Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridor'un küresel lojistik ve ticarette daha büyük rol üstlenmesini önemsediklerini söyledi.
Basra Körfezi'ni Türkiye üzerinden Avrupa'ya bağlayacak Kalkınma Yolu Projesi'ni Irak'la birlikte hayata geçirdiklerini belirten Erdoğan, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan'a yönelik yeni demir yolu ve kara yolu bağlantısallığı vizyonunu da ortaya koyduklarını ifade etti.
Türkiye'nin Doğu ile Batı arasındaki konumunun çok boyutlu ve çok yönlü dış politika yürütmesini gerekli kıldığını belirten Erdoğan, "Milli menfaatlerimizi, bölgesel istikrarı ve küresel barışı birlikte gözetiyor, köklü ittifaklarımızı muhafaza ederken yeni ortaklıklar kuruyoruz." değerlendirmesinde bulundu.




