Saymaz bugünkü köşesinde, Ekrem İmamoğlu’nun üniversite diplomasına ilişkin ortaya atılan iddiaların yeniden gündeme getirildiğini belirtti ve İBB başkanına yönelik suçlamaların hukuki temelinin olmadığını yazdı, son YÖK raporunun da bu ithamları "çürüttüğünü" vurguladı.
Saymaz, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma çerçevesinde YÖK’ün KKTC’den gelen raporu incelediğini, ancak raporda İmamoğlu’nun yatay geçişiyle ilgili “tanınırlık ve usule uygunluk” dışında herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığını söyledi. Ayrıca, yönetmeliklerde “tanınırlık şartı”nın 1990 yılında geçerli olmadığını ve suçlama için dayanak teşkil edemeyeceğini belirtti.
İmamoğlu'na Yönelik Çifte Standart
Yazıda, YÖK’ün geçmişte Girne Amerikan Üniversitesi’ni tanımazken sonradan bu tutumunu değiştirdiğini hatırlatan Saymaz, İmamoğlu’nun yatay geçişinin de 35 yıl önceki kurallar çerçevesinde yapıldığını yazdı. Bu nedenle diplomanın iptal edilmesinin veya İmamoğlu hakkında ceza soruşturması açılmasının hukuken mümkün olmadığını vurguladı. Gazeteci Saymaz, geçmişte Hulusi Akar’ın kızının ABD'de biyoloji okurken denkliği olmadığı halde Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girip mezun olduğunu, dokuz yıl sonra açılan soruşturmanın zamanaşımı gerekçesiyle kapatıldığını hatırlattı; ancak aynı zamanaşımının İmamoğlu söz konusu olduğunda göz ardı edildiğini ifade etti.
Ne olmuştu?
Hulusi Akar'ın kızı S. Akar, Amerika'da biyoloji eğitimi aldıktan sonra, mevzuata aykırı biçimde 2003 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne yatay geçiş yapmıştı. Bu geçiş, biyoloji ile tıp fakültesinin denk olmadığı bilinmesine rağmen gerçekleştirilmişti. Zamanaşımı nedeniyle sonuçlandırılan bir müfettiş incelemesi, geçişin usulsüz olduğunu ortaya koymuştu. Ancak, bu durum, zamanında yapılan bir şikayet üzerine soruşturma açılmasına rağmen, herhangi bir yaptırım uygulanmamıştı. Olay, dönemin YÖK Denetleme Kurulu üyelerinin eşdeğerlik şartlarını göz ardı ettikleri eleştirilerini de beraberinde getirmişti.
Saymaz, iktidara yakın medyanın bu konuyu 2019’dan beri “diploma gargarası” şeklinde işlediğini ifade etti ve her seçim yaklaşırken benzer iddiaların tekrar gündeme taşındığını kaydetti. Ergenekon ve Balyoz örneklerine göndermede bulunarak İmamoğlu’nun benzer bir “dava silsilesi” ile yıpratılmaya çalışıldığını söylerken, “Sırada Allah bilir hangi soruşturma var?” diyerek yeni iddiaların gelebileceğini dile getirdi.